Bir Harf Sahipsiz Olmaz
Mesela, kalem ile bir kâğıda bir harf çizdiğimizi düşünelim. Bu basit fiilde ve sayfadaki ‘A’ harfinde ne gibi hakikatler gizlidir? İşte karşımızda duran deliller:
Tercih Eden Bir İrade Gerekir
Sayfadaki ‘A’ harfinin varlığı yokluğuna tercih edilmiştir. Biraz önce o sayfada ‘A’ harfi yokken şimdi vardır. Bir şeyin yokluktan varlığa çıkabilmesi, yani varlığının yokluğuna tercih edilebilmesi için kâtibinin irade sahibi olması gerekir. İradesi ve ihtiyarı olmayan bir fail, sayfadaki ‘A’ harfine kâtip olamaz. O hâlde ‘A’ harfinin yoktan var edilmesi, irade sahibi bir kâtibi gerektirir.
Manayı Bilen Bir İlim Gerekir
Sayfadaki ‘A’ harfi alelade bir çizgi değildir. Manası olan sanatlı bir çizgidir. O hâlde onu yazan zatın ilim sıfatının olması, yani âlim olması gerekir. İlmi olmayan ve okuma yazma bilmeyen biri mana ifade eden bu ‘A’ harfini yazamaz. O hâlde ‘A’ harfinin yoktan var edilmesi, ilim sahibi bir kâtibi gerektirir.
Fiil Yapacak Bir Kudret Gerekir
Bu kâtibin kudret sahibi olması da gerekir. İradesi ve ilmi olsa ama kudreti ve kuvveti olmasa, mesela felçli olsa ve elini hareket ettiremese, yine bu ‘A’ harfini yazamazdı. İşte ‘A’ harfi, varlığı ile kâtibinin kudret sahibi bir Kadir olduğuna da işaret eder.
Hayat Olmadan Hiçbiri Olmaz
Kâtibinin hayat sahibi olması gerekir. Zira hayatı olmayanın ilmi, iradesi ve kudreti olamaz. Hayat sahibi olmayan bir taşın yanına kalem ve kâğıt koysak ve bir milyon sene onları baş başa bıraksak, sayfada bir ‘A’ harfi göremeyiz. Demek ki ‘A’ harfi, varlığı ile kâtibinin Hayy olduğuna işaret eder. Bu misalleri ve ‘A’ harfinin kâtibine yaptığı delaletleri daha da çoğaltabilirsiniz.
Kalemi Kâtip Kabul Etmenin Hezeyanı
Şimdi ‘A’ harfine bir kâtip arayacağız. Eğer biz kâtip olarak onu çizen insanı inkâr edip bu harfi kalemin yaptığını dersek, o zaman kâtipte bulunması gereken irade, ilim, kudret ve hayat gibi sıfatları kaleme vermek zorunda kalırız.
Yani bu kalem âlimdir, irade sahibidir, kudret sahibidir, hayatı vardır gibi bir hezeyanı kabul etmekten başka çaremiz kalmaz. Çünkü ortada gözüken isim ve sıfatlar vardır.
İsim müsemmasız, sıfat ise mevsufsuz olamaz.
Harfin kâtibi olarak kim kabul edilirse, kâtipte olması gereken ilim, irade, kudret ve hayat gibi sıfatların o zatta varlığını kabul etmemiz gerekecektir.
Kâinat Bir Harf, Allah Tek Kâtip
Aynen bunun gibi, kâinat da bir harf ve bir kitaptır. Bu kitabın sayfalarında rahmet, kudret, ilim, merhamet, adalet gibi nice isim ve sıfatlar tecelli etmektedir.
Bu kitabın kâtibi olarak Allah-u Teâlâ kabul edilmezse ne olur? Bu kitapta gözüken bütün isim ve sıfatları atomlara, sebeplere, tesadüfe, tabiata vermek zorunda kalırız. Bu ise onları âdeta uluhiyet makamına çıkarmak demektir.
Bir Allah’ı Kabul Etmeyen, Atomlar Adedince İlah Kabul Eder
İşte en çarpıcı sonuç budur: Bir Allah’ı aklına sığıştıramadığı için kabul etmeyen adam, zerreler ve atomlar adedince ilahları kabul etmek zorunda kalacaktır. Çünkü ortada isimler ve sıfatlar vardır. Onların bir sahibi olmalıdır.
Eğer o sahip tek Allah değilse, o zaman her bir tecelli için ayrı ayrı sahipler icat etmek gibi akıl almaz bir çelişkiye düşersin. Tek bir Güneş varken camda binlerce Güneş aramak ne kadar akılsızca ise, tek bir Allah varken her varlığı ayrı bir ilah zannetmek de o kadar akılsızcadır.