وَلَمَّا وَرَدَ مَٓاءَ مَدْيَنَ وَجَدَ عَلَيْهِ اُمَّةً مِنَ النَّاسِ يَسْقُونَۘ
Medyen suyuna geldiğinde, davarlarını sulayan bir insan topluluğu buldu.
وَوَجَدَ مِنْ دُونِهِمُ امْرَاَتَيْنِ تَذُودَانِۚ
Onlardan başka, hayvanlarını sudan alıkoyan iki kadın gördü.
قَالَ مَا خَطْبُكُمَاۜ قَالَتَا لَا نَسْق۪ي حَتّٰى يُصْدِرَ الرِّعَٓاءُ وَاَبُونَا شَيْخٌ كَب۪يرٌ
Onlara: “Derdiniz nedir?” dedi. “Çobanlar ayrılana kadar biz sulamayız. Babamız çok yaşlıdır, onun için bu işi biz yapıyoruz” dediler.
فَسَقٰى لَهُمَا ثُمَّ تَوَلّٰٓى اِلَى الظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ اِنّ۪ي لِمَٓا اَنْزَلْتَ اِلَيَّ مِنْ خَيْرٍ فَق۪يرٌ
Musa onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi: “Rabbim! Doğrusu bana indireceğin hayra muhtacım” dedi.
Kasas Sûresi(28) 23- 24. Ayetler
Rabbim, Ben Sana Muhtacım”
Hz. Musa aleyhisselâm, Medyen’e varınca iki kadının hayvanlarını sulamalarına yardım etti. Fakat bu yardımın ardından onlardan ne ücret istedi, ne yemek talep etti, ne de bir teşekkür bekledi. İyiliğini yaptı, sonra sessizce bir gölgeye çekildi ve Rabbine yöneldi: “Rabbim! Bana indireceğin her hayra muhtacım.” Yani insanlardan bir karşılık beklemedi; ihtiyacını yalnız Allah’a arz etti.
İhlasın İnce Ölçüsü
Buradaki en ince nokta şudur: Hz. Musa yaptığı iyiliği bir pazarlık vesilesi yapmadı. “Ben size yardım ettim, şimdi siz de bana yardım edin” demedi. Hatta hâl diliyle bile bir beklenti göstermedi. Çünkü gerçek ihlas, iyiliği yaptıktan sonra karşı tarafın kapısında beklememektir. Muhlis kul, amelini insanların önüne değil, Allah’ın huzuruna bırakır.
Gölgeye Çekilmek
Hz. Musa’nın gölgeye çekilmesi çok manidardır. Sanki amelini insanların gözü önünden alıp Allah’ın huzuruna taşıdı. İyiliğin ardından kendini gösterme makamına değil, fakirlik makamına geçti. “Ben yardım ettim” demedi; “Rabbim, ben muhtacım” dedi. İşte ihlas budur: Amelden sonra büyümek değil, daha çok küçülmektir.
Fakirlik Makamı
Buradaki fakirlik, sadece maddî ihtiyaç değildir. Bu, kulun Allah karşısındaki mutlak aczini ve muhtaçlığını bilmesidir. Hz. Musa güçlüydü; kuyudan su çekti, yardım etti, iyilik yaptı. Fakat hemen ardından kuvvetine değil, fakrına baktı. Çünkü arif kul bilir ki, yaptığı iyilik bile Allah’ın ona verdiği güçle yapılmıştır.
Takas Değil Tevekkül
Eğer kul, “Ben iyilik yaptım, Allah da bana hemen karşılığını versin” diye düşünürse, amelini gizli bir takasa çevirmiş olur. Hâlbuki Hz. Musa’nın duasında böyle bir pazarlık yoktur. O sadece hâlini arz eder: “Rabbim, hayır senin katındadır; ben ise ona muhtacım.” Bu, istemenin en edepli hâlidir.
Gerçek ihlas, yardım edip, sonra gölgeye çekilmektir. Adını duyurmazsın, emeğini saymazsın, minnet beklemezsin. Sadece dersin ki: “Rabbim, ben yaptığım iyiliğe değil, senin rahmetine muhtacım.”