Kur’an-ı Kerim’de şeytanın insanoğluna karşı açtığı savaşta havlu attığı, “geçemediği tek kale” muhlis (ihlasa erdirilmiş) kullardır. Şeytanın bu itirafı ve muhlis kulların dokunulmazlığına dair ayetler, nefsin ve kibrin belini kıran en vurucu hakikatler arasındadır.
قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ
İblîs dedi ki: “Senin mutlak kudretine yemin olsun ki, onların hepsini kesinlikle azdıracağım.”
اِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَص۪ينَ
“Ancak onlardan ihlâsa erdirilmiş kulların müstesnâ.”
قَالَ فَالْحَقُّۘ وَالْحَقَّ اَقُولُۚ
Allah şöyle buyurdu: “İşte bu doğru! Ben de şu gerçeği söyleyeyim:”
لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنْكَ وَمِمَّنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ اَجْمَع۪ينَ
“Hiç şüphesiz cehennemi seninle ve sana uyanların tamamıyla dolduracağım!”
Sâd Sûresi(38) 82-83-84-85. Ayetler
Şeytanın Geçemediği Kale: İhlas
Kur’an-ı Kerim’de şeytanın insanoğluna karşı açtığı savaşta aşamadığı tek kale vardır: muhlas kullar, yani Allah tarafından ihlasa erdirilmiş, kalbi dünya beklentilerinden temizlenmiş kullar. Şeytan insanın zekâsından, makamından, bilgisinden, servetinden korkmaz. Hatta ibadetinden bile korkmayabilir. Çünkü ihlassız ibadet, onun için riya, kibir ve gösteriş kapısı olabilir. Fakat ihlaslı kalp, şeytanın oltasına takılmayan bir kalptir.
Şeytanın Çaresizlik İtirafı
Şeytan, Allah’ın huzurundan kovulduktan sonra büyük bir meydan okumayla şöyle der: “Senin izzetine andolsun ki, onlardan ihlasa erdirilmiş kulların hariç, hepsini azdıracağım.” Bu itiraf çok sarsıcıdır. Çünkü şeytan “âlimlere dokunamam”, “zenginlere dokunamam”, “çok ibadet edenlere dokunamam” demiyor; “muhlas kullara dokunamam” diyor. Demek ki şeytanın aşamadığı şey ibadetin çokluğu değil, ibadetin Allah’tan başkası için hiçbir pay taşımamasıdır.
Şeytanın Oltasındaki Yemler
Şeytan insanı çoğu zaman açık küfürle değil, ince beklentilerle avlar. Biraz alkış, biraz takdir, biraz makam, biraz “ben bilineyim”, biraz “bana teşekkür edilsin” arzusu… Bunların her biri şeytanın oltasındaki yemdir. Nefis bu yemlere açsa, şeytan kolayca yaklaşır. Fakat muhlis kul bu beklentileri kalbinden söküp attığı için, şeytanın ona sunabileceği cazip bir yem kalmaz.
Muhlis Kulun Kalbinde Satılık Yer Yoktur
Muhlis kulun kalbinde şeytanın satın alabileceği bir köşe yoktur. O, iyilik yapınca teşekkür beklemez. Hizmet edince adının anılmasını istemez. Başarı gelince “ben yaptım” demez. İnsanlardan alkış gelmese de kırılmaz. Çünkü onun tek hesabı Allah iledir. İşte böyle bir kalbe şeytan yaklaşsa bile tutunacak bir kanca bulamaz.
“Senin Onlar Üzerinde Gücün Yoktur”
Cenâb-ı Hak şeytana karşı kullarının korunma sırrını şöyle bildirir: “Şüphesiz kullarım üzerinde senin hiçbir sultanın yoktur.” Şeytanın sultanı, yani zorlayıcı hâkimiyeti yoktur. O sadece vesvese verir, süsler, çağırır, kışkırtır. Fakat insanın içinde dünya sevgisi, kibir, riya, şöhret arzusu ve nefsî beklenti varsa, şeytan bu boşluklardan içeri sızar. İhlas ise o boşlukları kapatan ilahî bir kalkandır.
Şeytanın geçemediği kale ihlastır. Kalbinde teşekkür beklentisi, alkış arzusu, makam sevgisi, “ben yaptım” gururu ve insanlardan karşılık bekleme hissi kaldıkça şeytanın tutunacağı bir yer vardır. Fakat kul bütün bunları kesip ameli yalnız Allah’a teslim ederse, şeytanın oltası boşa düşer. Çünkü ihlaslı kalpte şeytanın satın alabileceği hiçbir dünyalık lezzet kalmamıştır.