Close Menu
Risale-i Nur
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

İntizam vahdetin mührüdür

Haziran 15, 2026

Hücrelerin sessiz yolculuğu

Haziran 15, 2026

Uhuvvet nedir?

Haziran 14, 2026
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Risale-i Nur
Facebook X (Twitter) Instagram
Salı, Haziran 16
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Risale-i Nur
Ana Sayfa»Tefekkür Damlaları»Muhabbet
Tefekkür DamlalarıMuhabbetZikir

El kârda gönül yarda!

0
By Nur Divanı on Mayıs 31, 2026 Muhabbet, Zikir

El Kârda Gönül Yarda

Şâh-ı Nakşibend Hazretleri’nin yetiştirdiği büyük velîlerden Muhammed Pârisâ Hazretleri, hac yolculuğu sırasında Bağdat’a uğramıştı. Bağdat’ın kalabalık çarşılarında yürürken nur yüzlü genç bir sarraf dikkatini çekti. Genç, dükkânında altın alıp satıyor, müşterilerle konuşuyor, hesap yapıyor, elleri durmadan çalışıyordu. Dışarıdan bakan biri, onun tamamen dünya işlerine gömüldüğünü zannederdi.

Muhammed Pârisâ Hazretleri, gencin bu hâlini görünce içinden mahzun oldu. “Yazık,” diye düşündü. “Ömrünün en güzel çağında, kalbin ibadetle dolacağı bir zamanda, kendini dünya meşgalesine kaptırmış.” Çünkü görünüşte genç, çarşının gürültüsü içinde kaybolmuş gibiydi. Altınlar elinden geçiyor, müşteriler etrafını sarıyor, dünya işi bir an olsun peşini bırakmıyordu.

Fakat Muhammed Pârisâ Hazretleri bir an murâkabeye varıp gencin kalbine nazar edince hayretler içinde kaldı. Gördü ki o genç, bedeniyle alışveriş yapıyor; fakat kalbi Allah ile beraber. Eli tartıda, gönlü zikirdedir. Dili müşteriyle konuşur, ama kalbi Rabbini unutmaz. Çarşının ortasındadır, ama iç âlemi huzur kapısındadır.

O zaman Muhammed Pârisâ Hazretleri’nin gönlü ferahladı ve o meşhur mânâyı dile getirdi: “Mâşâallah! El kârda, gönül Yâr’da…” Yani el işte, gönül Allah’ta. Dışarıdan dünya içinde görünür; fakat içeriden Rabbiyle beraberdir. İşte hakiki marifet budur: Çarşıda iken de kalbi kaybetmemek, iş yaparken de Allah’ı unutmamak, dünya ile meşgul olurken dünyanın içine gömülmemek.

Kâbe’deki İhtiyar

Muhammed Pârisâ Hazretleri daha sonra Hicaz’a vardı. Kâbe-i Muazzama’nın huzurunda, örtüye sarılmış ak sakallı bir ihtiyar gördü. İhtiyar içli içli ağlıyor, sanki bütün varlığıyla Cenâb-ı Hakk’a yalvarıyordu. Dışarıdan bakınca hâli çok dokunaklıydı. Gözyaşları, titreyen sesi, Kâbe’ye sarılmış hâli insana derin bir kulluk manzarası gibi görünüyordu.

Muhammed Pârisâ Hazretleri önce onun hâline gıpta etti. “Keşke ben de böyle yanarak, böyle ağlayarak Rabbime ilticâ edebilsem,” diye içinden geçirdi. Fakat sonra o ihtiyarın kalbine nazar edince başka bir hakikatle karşılaştı. Gördü ki o ağlayışların, o yalvarışların, o gözyaşlarının merkezinde Allah rızası değil; fânî bir dünya isteği vardır.

el karda gönül yarda

Kalbin Mahzunluğu

Bu manzara Muhammed Pârisâ Hazretleri’nin ince kalbini mahzun etti. Çünkü çarşının ortasında dünya işiyle meşgul görünen genç, kalben Allah ile beraberdi. Kâbe’nin yanında ağlayan ihtiyar ise görünüşte ibadet hâlindeydi; fakat kalbi dünyalık bir muradın peşindeydi.

Demek ki insanı yücelten sadece bulunduğu yer değil, kalbinin yönüdür. Bazen çarşı Kâbe’ye yaklaşır; bazen Kâbe’nin yanında bile kalp dünyaya düşer.

Nefse Düşen Pay

Ey nefsim! Dış görünüşe aldanma. Bir insanın elinde altın olması onun dünyaperest olduğunu göstermez; bir insanın gözünde yaş olması da mutlaka Allah için yandığını göstermez. Asıl mesele bedenin nerede olduğu değil, kalbin kiminle olduğudur. Sen çarşıda da kaybolabilirsin, seccadede de. Sen iş yaparken Allah ile beraber olabilirsin, ibadet ederken dünyaya esir de olabilirsin.

Bu kıssa bize şunu öğretir: El işte olabilir, ama gönül Yâr’da olmalıdır. İnsan çalışırken, kazanırken, konuşurken, hizmet ederken, yazarken, öğretirken kalbini Allah’a bağlı tutabiliyorsa, dünya onun elinde kalır; kalbine girmez. Fakat kalp dünyaya bağlandı mı, insan Kâbe’nin örtüsüne sarılsa bile iç âleminde uzak düşebilir.

📥 PDF İndir
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki KonuSen O’nu zikir etmedin; O sana zikrettirdi
Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Muhabbet içerikleri
  • Kalp sarayını nefsin ahırına çevirmek
  • İbadetin en yüksek makamı
  • Sevmediğinden değil, zayıflığından
  • El kârda gönül yarda!

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Son Yazılar
  • İntizam vahdetin mührüdür
  • Hücrelerin sessiz yolculuğu
  • Uhuvvet nedir?
  • Hayvan gibi değil, insan gibi yaşamak için neler vermezdik
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.