Soru: “Siz putperestleri eleştiriyorsunuz ama siz de Kâbe’nin etrafında dönüyorsunuz!”
1- Biz Kâbe’ye değil, Kâbe’nin sahibine ibadet ediyoruz.”
Biz putperestler gibi Kâbe’ye ne dua ediyoruz ne ondan bir şey bekliyoruz ne de onun kutsallığına tapıyoruz. Kâbe’ye değil, Kâbe’nin sahibine ibadet ediyoruz. Mekân içinde yaşayan insan bir secde yapacak ve illaki bir yöne dönecek mi? Evet. Hah işte o yönü belirleyen Allah’tır. Ne yapalım seccadeleri rastgele mi serelim!” Allah, yön tayin etti işte…
فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۜ
Bundan böyle namazda yüzünü Mescid-i Harâm’a doğru çevir.
وَحَيْثُ مَا كُنْتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُۜ
Ey mü’minler! Siz de nerede olursanız olun, namaz kılarken yüzünüzü o yöne çevirin. Bakara: 144
Mesele bu kadar basittir. “Kabeye dönüp namaz kılınca, kabeye mi tapıyoruz zannediyorsun? Kâbe’ye doğru secde edince, kabeye mi secde ediyoruz? Nereye döndüğümüze baktığınız gibi neye döndüğümüzü ve o dönüşte neler söylediğimizi bilseydiniz böyle saçma bir soru sormazdınız.
فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هٰذَا الْبَيْتِ
Artık onlar da bu Beyt’in Rabbine kulluk etsinler! Kureyş Sûresi(106) 3. Ayet
Bu ayet çok net bir hakikati bildirir: Kâbe kutsaldır ama ilah değildir. Kıymeti, Allah’a ait olmasıdır. Biz Kâbe’ye yöneliriz; çünkü Allah emretmiştir. Ama ibadet ettiğimiz şey taş bina değil, o binanın Rabbi olan Allah’tır.
Emir Allah’tan, yön Kâbe’ye, ibadet ise sadece Allah’a! “Kâbe’ye dönüyoruz, çünkü Allah ‘o yöne dön’ dedi. Eğer çöp kutusunu gösterseydi, ona dönerdik; çünkü mesele şekil değil, teslimiyettir.”
2- Kâbe bir istikamet noktasıdır, bir mabud değil
وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اَبٰى وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِر۪ينَ
Meleklere, “Adem’e secde edin” demiştik, İblis müstesna hepsi secde ettiler, o ise kaçındı, büyüklük tasladı ve inkar edenlerden oldu. Bakara Suresi 34. Ayet
Hadi bakalım şimdi? Melekler Âdem’e (a.s) taptı mı?
– Hayır. şirkle zerre kadar ilgisi olmayan bir secdedir.
Bunun için 3 şey söylenmiş.
1- İtaat ve inkiyad secdesi olabilir.
2- Selam mahiyetinde olabilir ki geçmiş ümmetlerde oluyordu.
3- Bu secde Allah’a yapılmıştır. Adem as. Allah’a yapılan secdenin kıblesidir.
Kâbe de aynı şekilde, Allah’a yapılan ibadetin bir yönü, bir istikamet merkezidir.
Putperest: Taşa secde eder, ondan ister, ona sığınır. Mümin: Allah’a secde eder ondan ister ona sığınır.
Âdem as’ın Allah’a yapılan secdeye bir kıble ve yön olması gibi Kabe’de Allah’a yapılan secde ve tavafın bir yönüdür. Secde Allah’a yapılmıştır, ancak yön Kabedir. Yani: Kâbe’ye secde etmiyoruz, Allah’a secde ediyoruz, Kâbe sadece bir yön levhası.
“Adem as’a secdeyi anlayan biri, Müslümanların Kâbe’ye dönmesini niye anlamaz?
Yoksa mesele anlamak değil, bahane mi? “Putperest taşı ilah yapar, Müslüman onu bir yön levhası yapar.”
Dua ederken de ellerimizi semaya kaldırıyoruz şimdi bu mantığa göre haşa Allah semada mı diyeceğiz. Allah mekândan münezzehtir. Ellerimizi semaya çeviriyoruz, çünkü duanın kıblesi semadır. Namazın kıblesi nasıl Kâbe ise duanın kıblesi de sema cihetidir.
3. Kâbe etrafında dönmek (tavaf) neyi temsil eder?
Müslümanlar hacda Kâbe etrafında dönerek Allah merkezli bir hayatın ve birliğimizin simgesini yaşar. Tavaf ise, Allah’ı merkeze alan bir hayatın sembolüdür. Tavaf, şekil değil şuur meselesidir. Mekke’de dönmek, “Ey Allah’ım, hayatımın merkezinde Sen varsın” demektir.
- Nasıl ki atomlar çekirdeğin etrafında,
- Gezegenler Güneş’in etrafında,
- Elektronlar çekirdeğin etrafında dönerse,
- Mümin de kendi hayatının merkezine Allah’ı koyar ve O’nun etrafında döner.
Ve dünyanın dört bir yanından insanlar aynı noktaya yönelerek ümmet olmanın, tevhidin ve itaatin muazzam bir sembolünü ortaya koyarlar.
Bu, tevhidin bedensel bir temsili ve şu kainattaki ahenge katılmaktır. Yani fiziksel bir hareket gibi görünse de hakikatte ruhsal ve tevhidî bir anlamı vardır.
Bu mantığa göre “Tavafı şirk sanan adam, elektron mikroskobuna baksa ‘Bu elektronlar çekirdeğin etrafında dönüyor, kesin şirk var burada!’ diye cihazımı kapatacak!” Ama elektron dönüyor çünkü çekirdek merkezdir. İşte Mümin de dönüyor çünkü Allah hayatın merkezidir!
Yine bu mantığa göre “Tavafı şirk zanneden adam, güneş sistemini görse ‘Gezegenler Güneş’e tapıyor galiba!’ der mi !” Onlar nasıl ilahi düzene uymaktaysa, mümin de Rahman’ın çizdiği yörüngede dönmektedir.
4- Onlara saygı göstermek, taşa tapmak değil
ذٰلِكَۗ وَمَنْ يُعَظِّمْ شَعَٓائِرَ اللّٰهِ فَاِنَّهَا مِنْ تَقْوَى الْقُلُوبِ
Bu budur, her kim de Allah’ın şeairine -kurbanlıklarına – ta’zîm ederse şübhesiz o kalblerin takvasındandır. Hac Suresi 32. Ayet
Kâbe, Hacerü’l-Esved, Safâ-Merve, Arafat, Müzdelife gibi yerler, Rabbimizin kutsal ilan ettiği mekânlardır. Allah’ın işaret ettiği, değer yüklediği yerlerdir. Onlara saygı göstermek, taşa tapmak değil, Allah’ın belirlediği şeaire saygı göstermektir. Oralara saygı ve hürmette bulunmak kalplerin takvâsındandır. Biz oralara hürmet ediyoruz çünkü Allah hürmet edin dedi.
“Birisi devletin bayrağını yere atsa kızarız, değil mi? Ama sonuçta o sadece bir kumaş parçası. Ama biz o kumaşa değil, temsil ettiği vatan, millet, şehitlik manasına saygı duyarız. İşte bizlerde Kâbe’ye hürmet edince neden ‘taşa tapıyorsunuz?’ deniliyor? Bayrağa gösterilen saygı vatanseverliktir, Kâbe’ye gösterilen saygı ise Allah’a teslimiyettir.”
Kur’an’ı yere koyamayız, üstüne bir şey koyamayız. Çünkü o kitap, sırf mürekkep ve kâğıt değildir, Allah kelâmıdır. Aynı şekilde Kâbe de sırf taş değildir; Allah’ın kıblesidir.