- Ana Sayfa
- Risale-i Nur
- Hadis-i Şerif
- Kur’an’ı Kerim
- Ehl-i Sünnet İtikadı
- Sorular Cevaplar
- İz Bırakanlar
- Tefekkür Damlaları
- Dualar
Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.
Yazar: Nur Divanı
4- Bütün mevcudatın lisan-ı haliyle vird-i zebanıdır.
“Bütün mevcudatın lisan-ı hâliyle vird-i zebanıdır.” İki tür konuşma vardır. Biri, bildiğimiz dil ile konuşmak ki buna lisan-ı kâl denir. Diğeri ise dil konuşmaz ama hâl konuşur. Buna da lisan-ı hâl ile konuşmak denir. Demek Üstadımızın tabiriyle, “lisan-ı kâlin kelimâtı elfâz (lafızlar) ise, lisan-ı hâlin kelimâtı da ahvâldir (hâllerdir).” İşârâtü’l-İ‘câz [Y] – 229 Hâl lisanı, çoğu zaman kâl lisanından daha tesirlidir. Hatta duyabilenler için lisan-ı hâl, zuhurca lisan-ı kâl derecesine çıkar. İşte bütün mevcudatın bu şekilde bir konuşması vardır. Bu konuşma bazen tesbih, bazen dua, bazen zikir, bazen hamd ve şükürdür. İşte Bismillah da böyle bir vird-i zebandır (dilden düşmeyen…
3- Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi
Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi Nişan, bir işarettir; izdir, alâmettir. Parmakta ki yüzük evli olmaya, askeri bir üniforma asker olmaya, duman, ateşin varlığına, sabahın gelmesi güneşin doğduğuna işarettir. İşte Besmele de böyledir. Nasıl ki kâinatta her şey bir işaretle kendini tanıtıyorsa, “Bismillah” da kulun İslâm’ın nişanı ve alâmetidir. Cümlenin başında “Bil ey nefsim”, diye hitabı manidardır. Yani her sözde muhatap nefsimiz olmaldır. Bu hakikatleri üçüncü şahıs gibi seyirci gibi dinlemek bize bir kemal kazandırmaz. Sadece bir bilgi sahibi oluruz ama ilim sahibi olamayız. O hâlde nefsimize dönelim. Bil ey nefsim! Madem şu mübarek kelime İslâm’ın…
“Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız.” Hayır olarak gördüğümüz her şeye ulaşmak ancak bu kelime ile mümkündür. Mesela hayır nedir? Rızık mı? Başı Bismillah’tır. İlim mi? Başı Bismillah’tır. Zenginlik mi? Başı Bismillah’tır. Şifa mı? Başı Bismillah’tır. Takva mı? Başı Bismillah’tır. O hâlde Bismillah; hayırlara anahtar, şerlere kilit; rızka bereket, acizliğe kudret, fakirliğe zenginlik, korkulara emniyet, yorgun ruhlara kuvvet, kararsız adımlara cesaret, zorluklara kolaylık, karanlık yollara ışıktır; yalnız hissedene refakattir. Yani her işinde hayra ulaşmak isteyen bismillah ile başlamalıdır. İşte bu yönüyle besmele, hayırların kapısını açan bir anahtar gibidir. İnsan onunla kendi aczini ilan eder, kudret ve rahmeti…
Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun için askerlik temsilatıyla, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikati nefsimle beraber dinle. Çünkü ben nefsimi herkesten ziyade nasihate muhtaç görüyorum. Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim sekiz sözü biraz uzunca nefsime demiştim. Şimdi kısaca ve avam lisanıyla nefsime diyeceğim. Kim isterse beraber dinlesin. Üstad Bediüzzaman Said-i Nursî’ hazretlerinin bu ifadeyi özellikle bu şekilde kurmasının arkasında hem derin bir terbiye usûlü hem de çok bilinçli bir irşad metodu vardır. Sen bir asker olduğun için askerlik temsilatıyla… Askerlik temsili: Muhatabın dünyasına girmek içindir. Askerlik kullukla örtüşen bir temsildir: Asker, kumandanına itaat eder; kul da…