İkinci Basamak: Arzın semavatla alâkası, muamelesi olup aralarında çok büyük irtibat vardır. Evet, arza gelen ziya, hararet, bereket vesaire semavattan geliyor. Arzdan da semaya dualar, ibadetler, ruhlar gidiyor. Demek, aralarında cereyan eden ticarî muameleden anlaşılıyor ki arzın sakinleri için semaya çıkmaya bir yol vardır ki enbiya, evliya, ervah; cesetlerinden tecerrüd ile semavata urûc ederler.
“Arzın semavatla alâkası, muamelesi olup aralarında çok büyük irtibat vardır.”
Yeryüzü, göklerden kopuk ve müstakil bir âlem değildir. Dünya ile semavat arasında hem maddî hem de mânevî sürekli bir irtibat vardır. Dünya, üst âlemlerle bağlı büyük bir sistemin parçasıdır.
“Arza gelen ziya, hararet, bereket vesaire semavattan geliyor.”
Dünyadaki hayatın devamı için gerekli olan ışık, sıcaklık, yağmur ve bunların neticesinde meydana gelen bereket yukarıdan gelir. Güneş ışığı ve ısısı, bulutlar ve yağmur gibi hayatî sebepler sema cihetinden gönderilir. Yani semadan arza sürekli bir feyiz ve nimet akışı vardır.
وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً مُبَارَكًا فَأَنْبَتْنَا بِهِ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَصِيدِ
“Gökten bereketli bir su indirdik; onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik.”Kāf, 50/9
وَأَنْزَلْنَا الْحَدِيدَ فِيهِ بَأْسٌ شَدِيدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ
“Demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır.”
Hadîd, 57/25
وَفِي السَّمَاءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ
“Rızkınız da size vaad olunan şeyler de semadadır.”
Zâriyât, 51/22
تَنَزَّلُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ ف۪يهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْۚ مِنْ كُلِّ اَمْرٍۙۛ
“Melekler ve Ruh (Cebrâil), Rablerinin izniyle her bir iş için o gece inerler.”
Kadr, 97/4
إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةُ
“Şüphesiz, ‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip sonra dosdoğru olanların üzerine melekler iner…”
Fussilet, 41/30
يُنَزِّلُ الْمَلَائِكَةَ بِالرُّوحِ مِنْ أَمْرِهِ عَلَىٰ مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ
“Allah, kullarından dilediğine emrinden olan vahiy ile melekleri indirir…”
Nahl, 16/2
أَنِّي مُمِدُّكُمْ بِأَلْفٍ مِنَ الْمَلَائِكَةِ مُرْدِفِينَ
“Ben size peş peşe gelen bin melekle yardım edeceğim.”
Enfâl, 8/9
Semadan yalnız yağmur, ışık ve bereket inmiyor; vahiy ve melekler de Allah’ın emriyle arza geliyor. Bu da arz ile semavat arasında devamlı bir irtibat ve muamele bulunduğuna güzel bir Kur’ânî delildir.
“Arzdan da semaya dualar, ibadetler, ruhlar gidiyor.”
Bu alışveriş tek taraflı değildir. Semadan maddî nimetler inerken, yerden de dualar, ibadetler ve kulluk semaya yükselir. Kur’ân’ın ifadesiyle
اِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ وَالْعَمَلُ الصَّالِحُ يَرْفَعُهُۜ
“Güzel söz O’na yükselir, salih amel de onu yükseltir.” (Fâtır 35/10).
İnsanların ruhları da ölümle beraber dünya hayatından ayrılarak berzah ve âlem-i ervah tarafına intikal eder.
Demek, aralarında cereyan eden ticarî muameleden anlaşılıyor ki arzın sakinleri için semaya çıkmaya bir yol vardır ki enbiya, evliya, ervah; cesetlerinden tecerrüd ile semavata urûc ederler.
“Aralarında cereyan eden ticarî muamele…”
Buradaki “ticaret” bir teşbihtir. Semadan dünyaya nimetler geliyor; dünyadan semaya dua, ibadet ve ruhlar yükseliyor. Yani iki âlem arasında devamlı bir geliş-gidiş, alışveriş ve irtibat vardır.
“Arzın sakinleri için semaya çıkmaya bir yol vardır.”
Madem semadan dünyaya iniş var ve dünyadan semaya yükseliş var, öyleyse semavat tamamen kapalı, ulaşılmaz bir âlem değildir. Allah’ın izin verdiği mahlûklar için oraya açılan mânevî yollar vardır.
“Enbiya, evliya, ervah…”
Peygamberlerin vahiy ve mucize yoluyla, evliyanın keşif ve mânevî hâllerle, ruhların ise bedenden ayrıldıktan sonra daha yüksek âlemlerle irtibat kurması buna delil olarak gösteriliyor. Buradaki ana fikir, insanın varlığının yalnız şu görünen maddî dünyaya hapsedilmediğidir.
“Cesetlerinden tecerrüd ile semavata urûc ederler.”
Tecerrüd, maddî beden kayıtlarından sıyrılmak; urûc ise yükselmek demektir. Ruh bedenden ayrıldığında, bedenin ağırlık ve mekân kayıtlarına tâbi değildir. Üstadın vurgusu şudur: Semaya urûc aklen imkânsız değildir; zaten arz ile sema arasında sürekli bir irtibat ve geçiş vardır.

Hülâsa
Semavat dünyadan kopuk, sessiz ve kapalı bir boşluk değildir. Semadan nur, hararet ve bereket iner; arzdan dua, ibadet ve ruhlar yükselir. Öyleyse arz ile sema arasında yalnız fizikî değil, mânevî ve hayatî bir yol ve irtibat da vardır.