Close Menu
Risale-i Nur
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

Allah ganiyy-i muğnîdir, her şeyin anahtarı ondadır.

Eylül 20, 2026

Allah mâliktir, sendeki mülkünü senin için saklamak üzere alıyor.

Eylül 20, 2026

Allah bâkidir, âlemin bekası ancak onun bekasıyladır.

Eylül 20, 2026
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Risale-i Nur
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazar, Eylül 20
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Risale-i Nur
Home»Mesnevî-i Nuriye»Onuncu Risale
Mesnevî-i NuriyeOnuncu Risale

6- Altıncı Basamak: Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan, nev-i beşeri itaate irşad

3 0
By Nur Divanı on Eylül 17, 2026 Onuncu Risale

Altıncı Basamak: Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan, nev-i beşeri itaate irşad, isyandan zecir ve men’etmek üzere kullandığı üslub-u âlîsine bak:

يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اِنِ اسْتَطَعْتُمْ اَنْ تَنْفُذُوا مِنْ اَقْطَارِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ فَانْفُذُوا لَا تَنْفُذُونَ اِلَّا بِسُلْطَانٍ

Yani “Ey ins ve cin cemaati! Mülkümden hariç bir memlekete çıkıp kurtulmak için semavat ve arzın aktarından çıkmaya kuvvetiniz varsa çıkınız. Amma ancak bir sultanla çıkarsınız.”

Kur’an-ı Kerîm bu âyet ile pek geniş saltanat-ı rububiyete karşı ins ve cinlinin aczlerini ilan zımnında nida ediyor:

Ey insan-ı hakir, sağir, âciz! Ne suretle, şeytanları recmeden melaike ile necimlerin, şemslerin, kamerlerin itaat ettikleri Sultan-ı ezel’e isyan ediyorsun? Nasıl kocaman yıldızları mermi, kurşun yerinde kullanabilen bir askere sahip olan bir sultana karşı isyan etmeye cesaret ediyorsun?

Altıncı Basamak: Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan, nev-i beşeri itaate irşad, isyandan zecir ve men’etmek üzere kullandığı üslub-u âlîsine bak:

يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ اِنِ اسْتَطَعْتُمْ اَنْ تَنْفُذُوا مِنْ اَقْطَارِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ فَانْفُذُوا لَا تَنْفُذُونَ اِلَّا بِسُلْطَانٍ

Yani “Ey ins ve cin cemaati! Mülkümden hariç bir memlekete çıkıp kurtulmak için semavat ve arzın aktarından çıkmaya kuvvetiniz varsa çıkınız. Amma ancak bir sultanla çıkarsınız.”

Kur’an-ı Kerîm bu âyet ile pek geniş saltanat-ı rububiyete karşı ins ve cinlinin aczlerini ilan zımnında nida ediyor:

يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ
Ey cinler ve insanlar topluluğu!

اِنِ اسْتَطَعْتُمْ
Eğer gücünüz yeterse,

اَنْ تَنْفُذُوا مِنْ اَقْطَارِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ
göklerin ve yerin sınırlarından geçip çıkmaya,

فَانْفُذُوا لَا تَنْفُذُونَ
haydi geçip çıkın! Fakat geçip çıkamazsınız,

اِلَّا بِسُلْطَانٍ
ancak bir sultan, bir kuvvet ve yetki ile.

“Saltanat-ı rububiyet” ne demektir?

Allah’ın rububiyeti yalnız dünyaya veya insana ait değildir. Arz da semavat da, güneş de yıldızlar da, cinler de insanlar da aynı İlâhî hâkimiyetin içindedir. Âyet insan ve cinlere âdeta, “Benim mülkümden çıkabileceğiniz bir yer varsa çıkın.” diye meydan okumaktadır.

“İns ve cinlinin aczlerini ilan”

İnsan ne kadar kuvvetlenirse kuvvetlensin, Allah’ın mülkünün dışına çıkamaz. Dünyadan kaçsa semaya çıkar; semadan geçse yine Allah’ın mülkündedir. Mekân değişir fakat malik değişmez. Bu sebeple insanın Allah’a karşı isyanı, kendi aczini unutmasından doğan büyük bir gaflettir

Ey nefis!

İbrâhim Edhem Hazretleri günahlarından kurtulamadığını söyleyen bir adama şöyle dedi: “Sana beş şey söyleyeceğim. Bunları yapabilirsen, sonra dilediğin gibi günah işle.”

Bir düşün

Allah’ın rızkını yeme. Allah’ın mülkünden çık. Allah’ın seni görmediği bir yer bul. Azrâil geldiğinde ona ‘Şimdi git, sonra gel.’ de. Mahşerde zebâniler seni cehenneme götürmek istediğinde de ellerinden kurtul.

Yapabilir misin?

Ne rızkından vazgeçebilirsin, ne mülkünden çıkabilirsin, ne nazarından saklanabilirsin. Ölüm geldiğinde erteleyemez, mahşerde de kaçamazsın. O hâlde bütün varlığınla Allah’a muhtaç olduğun hâlde, O’na isyan etmeye nasıl cesaret ediyorsun?

İşte mesele bu

Güneşin, ayın, yıldızların itaat ettiği; semavat ve arzın hükmüne boyun eğdiği Sultan-ı Ezel’in mülkünde yaşıyorsun. O’nun verdiği rızıkla beslenip, O’nun verdiği nefesle yaşayıp, yine O’na karşı gelmek insana yakışır mı?

Ey insan-ı hakir, sağir, âciz!

Buradaki hakir, sağir ve âciz ifadeleri insanın yaratılış bakımından değersiz olduğunu değil, İlâhî kudret karşısındaki küçüklüğünü gösterir. İnsan bir nefesine, kalbinin atmasına, dünyanın dönmesine hükmedemezken bütün kâinatı idare eden Allah’a karşı nasıl müstağni davranabilir?

 Ne suretle, şeytanları recmeden melaike ile necimlerin, şemslerin, kamerlerin itaat ettikleri Sultan-ı ezel’e isyan ediyorsun?

Ey nefis!

Bir düşün… Sen kimsin, isyan ettiğin Zât kim? Güneş O’nun emriyle doğuyor, ay O’nun emriyle dönüyor, yıldızlar O’nun çizdiği yoldan bir an ayrılmıyor. Melekler emrine âmâde, semavat O’nun saltanatına boyun eğmiş. Koca koca yıldızların itaat ettiği Sultan-ı Ezel’e sen hangi kuvvetinle karşı geliyorsun?

Nereye kaçacaksın?

Kalbin O’nun, nefesin O’nun, ömrün O’nun, bastığın toprak O’nun, başını kaldırdığın gök O’nun… İsyan ederken bile sana verdiği nefesi kullanıyorsun. O’nun verdiği gözle harama bakıyor, O’nun verdiği dille günaha konuşuyor, O’nun verdiği kuvvetle O’na karşı geliyorsun. Ey nefis, bundan daha büyük bir gaflet olur mu?

Bir an düşün

Güneş “Ben bugün doğmayacağım.” demiyor. Ay, “Ben yörüngemden çıkacağım.” demiyor. Yıldızlar başıboş dolaşmıyor. Bütün kâinat sessizce Rabbine itaat ederken, sen küçücük iradenle niçin isyan ediyorsun? Sana yakışan meydan okumak değil; başını eğip, “Yâ Rabbi, ben senin kulunum.” diyebilmektir.

Çünkü

Senin O’na karşı koyacak gücün yok; fakat O’na teslim olmakla kazanacağın sonsuz bir saadetin var. İsyanın O’nun saltanatından hiçbir şey eksiltmez; yalnız seni yaralar. İtaatin ise Allah’ın ihtiyacı olduğu için değil, senin kurtuluşun için emredilmiştir.

Nasıl kocaman yıldızları mermi, kurşun yerinde kullanabilen bir askere sahip olan bir sultana karşı isyan etmeye cesaret ediyorsun?

Ey nefis! Bir düşün… Senin korkup çekindiğin nice kuvvetler var. Bir insanın gücünden, bir devletin otoritesinden, bir musibetin ağırlığından ürküyorsun. Peki koca yıldızları dahi emrine musahhar eden Sultan-ı Ezel’e karşı nasıl bu kadar pervasız olabiliyorsun?

Semadaki yıldızlar O’nun emrinde, melekler O’nun ordusunda, bütün kâinat O’nun saltanatı altında. Sen ise küçücük bedenin, sınırlı ömrün ve bir nefese muhtaç hâlinle O’nun emrine karşı gelmeye cesaret ediyorsun.

Altıncı Basamak

Ey nefis! Gücün ne, dayanağın ne, kaçacağın yer neresi? Başını kaldırdığında gök O’nun, ayağını bastığın yer O’nun, damarlarında dolaşan kan O’nun, aldığın nefes O’nun.

Öyleyse sana yakışan isyan değil, teslimiyettir. Çünkü sen O’na karşı gelmekle O’nun saltanatından hiçbir şey eksiltemezsin; yalnız kendi başını belaya sokarsın, kendi ebedî saadetini tehlikeye atarsın.

📥 PDF İndir
Share. Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Previous Article5- Beşinci Basamak: Ruhanîlerin ahyarı, semada bulunduklarından
Next Article 7- Yedinci Basamak: Yıldızların pek küçük efradı olduğu gibi pek büyükleri de vardır.
Add A Comment
Leave A Reply Cancel Reply

Onuncu Risale içerikleri
  • 1- Birinci Basamak: Semavatın, melaike ile tesmiye edilen münasip sakinleri vardır.
  • 2- İkinci Basamak: Arzın semavatla alâkası, muamelesi olup
  • 3- Üçüncü Basamak: Semavatta devam ile cereyan eden sükûn, sükût, nizam…
  • 4- Dördüncü Basamak: Cenab-ı Hakk’ın; iktizaları, hükümleri mütegayir bazı esmaları vardır.
  • 5- Beşinci Basamak: Ruhanîlerin ahyarı, semada bulunduklarından
  • 6- Altıncı Basamak: Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan, nev-i beşeri itaate irşad
  • 7- Yedinci Basamak: Yıldızların pek küçük efradı olduğu gibi pek büyükleri de vardır.
  • 8- İ’lem eyyühe’l-aziz! İnsanı hayvandan ayıran şeylerden
  • 9- Cenab-ı Hakk’ın atâ, kaza ve kader namında üç kanunu vardır.
  • 10- Esma-i hüsnayı tazammun eden bazı fezlekeler ile âyetlere hâtime verilmekte ne gibi bir sır vardır?
Nur Divanı, Risale-i Nur’u yalnızca satırlarda bırakmak için değil; mânâsına nüfuz etmek, hakikatlerini kavramak için hazırlanmış bir izah platformudur.

Bir eser ne kadar kıymetli olursa olsun, doğru anlaşılmadığında hakikati okuyucuya tam olarak ulaşmayabilir. Bu anlayışla Risale-i Nur’un derin mânâları; şerhler, izahlar ve açıklamalarla daha anlaşılır hâle getirilir.
Son Yazılar
  • Allah ganiyy-i muğnîdir, her şeyin anahtarı ondadır. Eylül 20, 2026
  • Allah mâliktir, sendeki mülkünü senin için saklamak üzere alıyor. Eylül 20, 2026
  • Allah bâkidir, âlemin bekası ancak onun bekasıyladır. Eylül 20, 2026
  • Allah melce ve mencedir. Eylül 20, 2026
  • Allah mûcid, vâcibü’l-vücud olduğundan kurbiyetinde vücud nurları, bu’diyetinde adem zulmetleri vardır. Eylül 20, 2026
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
  • Risale-i Nur Dinle
  • Risale-i Nur Kavramlar
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.