Camın İçinde Güneş mi Var?
Güneş’in yedi rengi ile evimizin camını aydınlattığını ve ısıttığını düşünüyoruz. Peki, eğer camımızı aydınlatan Güneş’i inkâr edersek, acaba neyi kabul etmek zorunda kalırız? İşte çarpıcı sonuç: Güneş’in kendisini inkâr eden, onun vücudu ve hakikati ile birlikte camın içinde bulunduğunu kabul etmek zorunda kalır.
Işık ve Sıcaklık Sahipsiz Olur mu?
Çünkü ortada bir ışık ve sıcaklık vardır. Bu ışığın ve sıcaklığın bir sahibi olmalıdır. Eğer bu sahip olarak gökteki Güneş’i kabul etmezsen, o zaman bu ışık ve hararetin camın kendi malı olduğunu söylemek zorunda kalırsın. Halbuki cam ne ışık üretebilir ne de sıcaklık.
Camdaki Işık Güneş’ten Başka Nereden Gelir?
Üstelik böyle bir ışık ve hararet ancak Güneş büyüklüğündeki bir kaynaktan çıkabilir. O hâlde gökteki tek Güneş’i inkâr ettiğinde, camın içinde hakiki, küçük bir Güneş’in varlığını kabul etmekten başka çaren kalmaz.
Bir Güneş’i İnkâr Eden Binlerce Güneş’i Kabul Eder
Bu sadece cam için de geçerli değildir. Güneş’in hadsiz sayıdaki eşyayı ışığı ile aydınlattığı ve harareti ile ısıttığı düşünülürse, gökteki bir tek Güneş’i inkâr etmenin sonucu şu olur: Işık ve hararet gösteren her bir eşyanın içinde ayrı ayrı hakiki Güneşlerin varlığını kabul etmek zorunda kalırsın. Yani bir tek Güneş’i inkâr eden, eşyalar adedince Güneş’i kabul etmek gibi akıl almaz bir çelişkiye düşer.
Âlemdeki İsim ve Sıfatlar da Sahipsiz Değil
Şimdi aynı durumu Allah’ın isim ve sıfatları için düşünelim. Allah-u Teâlâ, en güzel isimleri olan Esma-ül Hüsnası ile şu âlemi ve âlemdeki her bir eşyayı aydınlatmıştır. Âlemde rahmet, kudret, ilim, merhamet, adalet gibi nice isim ve sıfatların tecellilerini görürüz.
İsim Müsemmasız, Sıfat Mevsufsuz Olmaz
Tıpkı camdaki ışık ve hararetin bir kaynağa muhtaç olması gibi, bu isim ve sıfatlar da sahipsiz olamaz. Bir isim varsa o isimle isimlenmiş bir zat olmalıdır. Bir sıfat varsa o sıfatın bir sahibi bulunmalıdır.
Eşyayı İlahlaştırmak mı, Tek Allah’a İman mı?
Eğer bu âlemde gördüğün rahmeti, şefkati, düzeni, ilmi, kudreti bir kaynağa bağlamazsan, o zaman her bir tecelliyi ayrı ayrı o eşyanın kendi malı saymak zorunda kalırsın. Bir çiçekte gördüğün güzelliğin, bir arının yaptığı peteğin, bir annenin yavrusuna duyduğu şefkatin, bir ağacın meyve vermesinin sahibini görmezden geldiğinde, her birini kendiliğinden var olmuş kabul etmek gibi bir çıkmaza girersin.
Tek Güneş Varken Binlerce Güneş Arayan Akıl
Oysa gökteki tek Güneş’i kabul etmek varken camda binlerce Güneş aramak ne kadar akılsızca ise, isim ve sıfatların sahibi olan tek Allah’ı kabul etmek varken her varlığı ayrı bir ilah zannetmek de o kadar akılsızcadır.
Herşey Haykırıyor: Bir Sahibim Var
İşte bu yüzden, şu âlemde gördüğün her bir isim ve sıfatın tecellisi, tıpkı camdaki ışık gibi, sana sessizce haykırır: Benim bir sahibim var. O, Rahman’dır, Rahim’dir, Kudret sahibidir, Alim’dir. O’ndan başka ilah yoktur. O, âlemlerin Rabbi olan Allah’tır.