Close Menu
Nur Divanı
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Soru- Cevap
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

Kur’an mahluk mudur?

Nisan 20, 2026

“Ol” emri hakikatte nasıl anlaşılmalı?

Nisan 20, 2026

Kur’ân, münafıkları neden isim isim ifşa etmez?

Nisan 19, 2026
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Nur Divanı
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazartesi, Nisan 20
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Soru- Cevap
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Nur Divanı
Ana Sayfa»Sözler»Beşinci Söz
SözlerBeşinci Söz

6- Hem insan ibadet için halk olunduğunu, fıtratı ve cihazat-ı maneviyesi gösteriyor.

0
By Nur Divanı on Ocak 12, 2026 Beşinci Söz
Video Listesi
  • ▶ Vazifemiz Talim ve Cihaddır.
  • ▶ Güveniyor musun?
Soldan bir video seç.
Seçili Video:

Hem insan ibadet için halk olunduğunu, fıtratı ve cihazat-ı maneviyesi gösteriyor. Zira hayat-ı dünyeviyesine lâzım olan amel ve iktidar cihetinde en edna bir serçe kuşuna yetişmez. Fakat hayat-ı maneviye ve uhreviyesine lâzım olan ilim ve iftikar ile tazarru ve ibadet cihetinde hayvanatın sultanı ve kumandanı hükmündedir.

İnsan ibadet için yaratıldığını bizzat kendi yaratılışıyla ilan eder. Çünkü insanın fıtratı ve ona verilen manevî cihazlar buna şahittir. İnsan, dünyaya ait işlerde zayıf bırakılmış; manevî ve uhrevî işlerde ise son derece donanımlı yaratılmıştır.

Dünyevî hayatına lazım olan amel ve iktidar cihetinde insana bak: En basit bir serçe kuşuna bile yetişemez. Serçe doğar doğmaz uçar, rızkını arar, tehlikeden kaçar. İnsan ise yıllarca bakıma muhtaçtır. Ne kanadı vardır ne pençesi. Ne soğuğa dayanır ne açlığa. Yani dünya hayatını tek başına yürütecek güçte yaratılmamıştır.

Ama iş hayat-ı maneviyeye ve uhreviyeye gelince tablo tamamen değişir. İman, ilim, marifet, iftikâr, tazarru ve ibadet gibi alanlarda insan, hayvanların çok üstüne çıkar. Hayvan ne dua eder, ne aczini bilir, ne ebediyeti düşünür. İnsan ise aczini fark eder, muhtaçlığını ilan eder, dua eder, secde eder ve Rabbine yönelir.

İşte bu noktada insan, hayvanatın sultanı ve kumandanı hükmüne geçer. Çünkü kumandanlık, kas gücüyle değil; şuur, niyet ve yönelişle olur. İnsan, ibadetle kâinatın mânâsını okur, mahlûkat adına şükreder, onların diliyle tesbih eder. Böylece küçük bedeniyle büyük bir vazife yüklenir.

Eğer insan dünya için yaratılmış olsaydı, dünyaya ait cihazlarla donatılırdı. Serçeden, arıdan, karıncadan geri bırakılmazdı. Ama insan dünya işlerinde zayıf, ibadet ve maneviyat işlerinde güçlü yaratılmıştır.

Demek ki insanın yaratılış gayesi; koşmak, biriktirmek, tüketmek değil; bilmek, yönelmek, aczini fark etmek ve ibadet etmektir. Fıtratı bunu söylüyor, cihazat-ı maneviyesi bunu haykırıyor.

Uçak havada uçmak için yapılmıştır. Onu otoyola indirip “Araba gibi gitsin” dersen işlemez, hatta parçalanır. Uçak başarısız değildir; yanlış sahaya sokulmuştur. İnsan da ebediyet için yaratıldığı hâlde sadece dünya ile sınırlandırıldığında içten içe dağılır.

Altın tartmak için yapılmış hassas bir terazi düşünelim. Miligramı ölçer, en küçük farkı bile gösterir. Şimdi bu teraziyi alıp odun tartmaya kalksak. Ne olur? Terazi bozulur, sapar, hatta kırılır. Sonra da “Bu terazi işe yaramıyor” deriz. Hâlbuki sorun terazide değildir; yanlış yük yüklenmiştir.

İnsan da böyledir. Kalbi, aklı, vicdanı ve ruhu son derece hassas ölçülerle yaratılmıştır. İman, ahiret, mana, sorumluluk ve kulluk gibi ince hakikatleri tartmak için verilmiştir. Biz bu hassas teraziyi alıp sadece yeme, içme, menfaat, haz ve dünya ağırlığını tarttırmaya kalkarsak insan zorlanır, bunalır, kırılır.

Sonra da “İnsan niye huzursuz?”, “Hayat niye ağır?” diye sorarız. Hâlbuki problem insanın yapısında değil; yükün yanlışlığındadır. Altın terazisine odun yükleyen nasıl hata ediyorsa, duygularını latifelerini sırf dünya için kullanan da aynı hatayı eder.

Bu yüzden insan, hayvan gibi yaşamak için değil; ibadet ve takva gibi ince mânâları taşıyabilmek için yaratılmıştır. Bu duygu ve latifler doğru sahada kullanıldığında netice alınır; yanlış sahada kullanıldığındaysa yıpranır.

Mesela: Ferrari, son derece pahalı, hızlı ve mükemmel bir arabadır. Traktör ise kaba, yavaş ve sade bir araçtır. Asfalt yolda Ferrari traktörü rahatça geçer; fakat ikisini tarlaya sokup yarıştırırsak bu defa traktör galip gelir. Bu, Ferrari’nin kusuru değildir. Çünkü Ferrari asfalt için, traktör tarla için yapılmıştır. Yanlış zeminde yapılan yarış, aracı değil, maksadı sorgulatır.

İnsan da hayvanattan cihazat olarak çok üstündür. Sadece akıl nimeti bile insanı hayvanın çok üstüne çıkarır. Fakat iş, sırf yeme-içme ve haz alma yarışına gelince hayvan insanı geçer. Çünkü hayvan anı yaşar; geçmişin hüznü, geleceğin korkusu onu meşgul etmez. İnsan ise aklıyla geçmişe üzülür, geleceğe kaygılanır; hazır lezzeti kaybeder.

Bu kıyas şunu gösterir: İnsan bu dünyaya sadece keyif almak için gönderilmemiştir. Eğer öyle olsaydı, bu sahada hayvandan geri bırakılmazdı. Demek insanın sahası lezzet değil; ibadet ve takvadır.

İnsan hayvanata bakıp onlar gibi tarlada sürmeye kalktığında, yani hayatın maksadını sadece yeme-içme, kazanma ve haz alma zannettiğinde, kendi fıtratına aykırı bir alana girmiş olur. O anda Ferrari’yi tarlaya sokmuş gibidir. Patinaj yapar, ilerleyemez, sarsılır. Sonra da “Hayat niye bu kadar zor?” diye şikâyet eder.

Hayvan o tarlada rahattır; çünkü orası onun sahasıdır. Anı yaşar, anın lezzetini alır, yük taşımaz. İnsan ise aynı sahada yarışınca ezilir. Çünkü aklı, vicdanı ve ebediyet duygusu vardır. Geçmişin pişmanlığı, geleceğin korkusu onu rahat bırakmaz. Haz almak için girdiği yerde huzurunu kaybeder.

Sonra insan “Demek ki problem bende” der. Hâlbuki problem kendisi değil; girdiği zemindir. İnsan hayvan gibi yaşamak için yaratılmadığı hâlde, hayvan gibi yaşamaya çalışmıştır.

İşte bu yüzden insan, hayvanata bakıp onlar gibi tarlada sürmeye çalıştığında mutlu olmaz; bilakis daha çok yıpranır. Çünkü onun yolu tarla değil, asfalt yoldur. O yol da ibadetle, takvayla, kullukla açılır.

📥 PDF İndir
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki Konu5- Derd-i maişet için namazını terk eden, o nefere benzer ki talimi ve siperini bırakıp çarşıda dilencilik eder…
Sonraki Konu 7- Eğer hayat-ı dünyeviyeyi gaye-i maksat yapsan ve ona daim çalışsan en edna bir serçe kuşunun bir neferi hükmünde olursun.

İlgili Konular

Beşinci Söz

7- Eğer hayat-ı dünyeviyeyi gaye-i maksat yapsan ve ona daim çalışsan en edna bir serçe kuşunun bir neferi hükmünde olursun.

Beşinci Söz

5- Derd-i maişet için namazını terk eden, o nefere benzer ki talimi ve siperini bırakıp çarşıda dilencilik eder…

Beşinci Söz

4- Hayatı kim vermiş, yapmış ise rızıkla o hayatı besleyen ve idame eden de odur.

Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Beşinci Söz içerikleri
  • 1- Namaz kılmak ve büyük günahları işlememek, ne derece hakiki bir vazife-i insaniye ve ne kadar fıtri…
  • 2- Beşinci Söz’ün temsilî hikâyeciği
  • 3- Temsilden hakikate geçiş
  • 4- Hayatı kim vermiş, yapmış ise rızıkla o hayatı besleyen ve idame eden de odur.
  • 5- Derd-i maişet için namazını terk eden, o nefere benzer ki talimi ve siperini bırakıp çarşıda dilencilik eder…
  • 6- Hem insan ibadet için halk olunduğunu, fıtratı ve cihazat-ı maneviyesi gösteriyor.
  • 7- Eğer hayat-ı dünyeviyeyi gaye-i maksat yapsan ve ona daim çalışsan en edna bir serçe kuşunun bir neferi hükmünde olursun.

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Son Yazılar
  • Kur’an mahluk mudur?
  • “Ol” emri hakikatte nasıl anlaşılmalı?
  • Kur’ân, münafıkları neden isim isim ifşa etmez?
  • Kalp nedir?
  • Hidayet-i İlahî, bir burak olup mü’minlere gönderilmiştir.
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.