Close Menu
Nur Divanı
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Soru- Cevap
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

Kur’an mahluk mudur?

Nisan 20, 2026

“Ol” emri hakikatte nasıl anlaşılmalı?

Nisan 20, 2026

Kur’ân, münafıkları neden isim isim ifşa etmez?

Nisan 19, 2026
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Nur Divanı
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazartesi, Nisan 20
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Soru- Cevap
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Nur Divanı
Ana Sayfa»Sözler»Beşinci Söz
SözlerBeşinci Söz

5- Derd-i maişet için namazını terk eden, o nefere benzer ki talimi ve siperini bırakıp çarşıda dilencilik eder…

0
By Nur Divanı on Ocak 12, 2026 Beşinci Söz
Video Listesi
  • ▶ Vazifemiz Talim ve Cihaddır.
  • ▶ Güveniyor musun?
Soldan bir video seç.
Seçili Video:

Demek derd-i maişet için namazını terk eden, o nefere benzer ki talimi ve siperini bırakıp çarşıda dilencilik eder. Fakat namazını kıldıktan sonra Cenab-ı Rezzak-ı Kerîm’in matbaha-i rahmetinden tayinatını aramak, başkalara bâr olmamak için kendisi bizzat gitmek; güzeldir, mertliktir, o dahi bir ibadettir.

1. Namazı terk edenin hâli neden “çarşıda dilenen asker”e benzetiliyor?

Derd-i maişet için namazını terk eden kimse, talimini ve siperini bırakıp çarşıya çıkan askere benzer. Çünkü o asker şunu yapmıştır: Kendi vazifesini terk etmiş, komutanın vazifesine karışmıştır.

Askerin vazifesi talim ve nöbettir. Erzak meselesi onun değil, devletindir. O asker talimi bırakıp “Ben gidip yiyeceğimi kendim bulayım” dediği anda, hem disiplin dışına çıkar hem de dilenci durumuna düşer. Çünkü yaptığı şey, vazife değil; güvensizliğin ilanıdır.

Namazı rızık bahanesiyle terk eden adam da aynısını yapar. Allah’ın vazifesi olan rızkı omzuna alır, kendi vazifesi olan kulluğu terk eder. Böylece hem manevî siperini bırakır hem de huzurunu kaybeder.

2. Peki çalışmak tamamen yanlış mı?

Üstadımız burada çok mühim bir denge kurar. Diyor ki: Namazı terk ederek rızık aramak yanlıştır. Ama namazı kıldıktan sonra rızık aramak güzeldir, mertliktir ve ibadettir.

Yani mesele çalışmak değil; öncelik meselesidir.

Namazdan sonra rızık için çalışmak, “Rızkımı ben yaratıyorum” demek değildir. Bilakis: “Rızkımı Allah veriyor; ben ise O’nun koyduğu sebepler dairesinde çalışıyorum” demektir. Bu hâl: Başkasına yük olmamak için çalışmaktır. Tembellik etmemektir. Sebepleri inkâr etmeden, sebebe ilah payesi vermemektir. İşte bu, mertliktir.

3. “Matbaha-i rahmet” ne demektir?

Cenâb-ı Rezzâk-ı Kerîm’in matbaha-i rahmeti, yani rahmet mutfağı; kâinatın tamamıdır.

Asıl mesele şudur: Biz matbaha-i rahmetin farkında değiliz. Cenâb-ı Rezzâk-ı Kerîm’in rahmet mutfağı gözümüzün önünde durduğu hâlde, sofrayı kendimizin kurduğunu zannediyoruz. Hâlbuki rızık dediğimiz şey, bizim maharetimizin değil; ilâhî bir ikramın neticesidir.

Toprak, su, güneş, hava, zaman, beden, akıl, sağlık, emek ve ticaret… Bunların hangisini biz yarattık? Hangisini biz var ettik? Hangisini biz çalıştırıyoruz? Biz sadece verilenleri kullanıyoruz; yapan biz değiliz. Ama nimetleri elimize alınca, mutfağın sahibi gibi davranıyoruz.

Bir çekirdeği düşünelim. Toprağı yarıyor, güneşe uzanıyor, suyu çağırıyor ve meyveye dönüşüyor. Bu mutfakta ne ateş bizim, ne tencere bizim, ne tarif bizim. Biz sadece meyveyi alıyoruz.  Evet ben sofrayı kuran değilim; davetliyim. Ben rızkı icat eden değilim; taksim yerinden alanım. Bu idrak, insanın omzundan ağır bir yükü indirir.

İşte bu şuurla çalışmak tevekküle aykırı değildir. Aksine tevekkülün fiilî şeklidir. Çünkü bu insan çalışırken Allah’ı devre dışı bırakmaz; her adımda O’nu merkeze koyar. Çalışır ama secdeyi terk etmez; gayret eder ama güvenini kaybetmez.

Matbaha-i rahmeti unutan ise rızkı kendi becerisine bağlar. Secdeyi yük görür, namazı işe engel zanneder. Sonra çalıştıkça yorulur, kazandıkça doyamaz, sahip oldukça korkar. Çünkü kendini mutfak sahibi sanmaktadır.

Hâlbuki hakikat açıktır: Sen mutfağın sahibi değilsin, aşçısı değilsin, menüyü yazan da değilsin. Sen sadece çağrıldın. Ve çağrıldığın yere secdeyle gitmen istendi. Matbaha-i rahmeti unutan, rızkı sırtında taşır. Matbaha-i rahmeti bilen ise rızkı elinde tutar, kalbi emniyette olur.

Hal böyleyken namazı terk etmek, matbaha-i rahmetin kapısında durup mutfağı inkâr etmektir. Sofranın hazırlandığına inanıp, hazırlayanı görmezden gelmektir. Rızkı her gün alan ama verenle irtibatı koparmaktır. Bu kopuş, ekmeği kesmez belki; ama bereketi keser, huzuru alır, kalbi kurutur.

Hal böyleyken namazı terk etmek, kendini mutfak sahibi zannetmektir. “Ben çalışıyorum, ben kazanıyorum, ben ayakta duruyorum” demektir. Hâlbuki çalıştırılan el senin elin değildir; ayakta duran beden senin eserin değildir. Sen sadece kullanılan bir vesilesin. Vesile kendini kaynak zannettiği anda, hakikatle çatışmaya başlar.

Hal böyleyken namazı terk etmek, tevekkülü terk etmektir. Allah’a güvenmeyi, O’na dayanmayı, O’ndan emniyet almayı bırakmaktır. Bu yüzden namazsız insan sürekli tedirgindir. Çünkü rızkı, yarını, sağlığı ve geleceği kendi omuzlarında taşımaktadır. Bu yük, bir insan için fazla ağırdır.

Hal böyleyken namazı terk etmek, insanı çalışkan yapmaz; sadece daha yorgun yapar. Daha üretken yapmaz; daha huzursuz yapar. Çünkü namaz, zamanı daraltmaz; kalbi genişletir. Namazdan kaçan insan zamanı çoğaltamaz, sadece bereketi kaybeder.

Hal böyleyken namazı terk etmek, sekiz saatlik işi yirmi dört saate yaymaktır. Çünkü secdeyle alınmayan emniyet, bütün günü korkuya böler. Namaz kılan, yükünü Rabbine bırakır; namazı terk eden, yükü kendi sırtına alır.

Ve nihayet hal böyleyken namazı terk etmek, insanın kendine yaptığı en büyük haksızlıktır. Çünkü namaz, Allah’ın değil; insanın ihtiyacıdır.

Evet namazı terk edenin problemi vakit değildir; istikamettir. Rızık değildir; güvendir.
İş değildir; imanın hayata karışmamasıdır.

📥 PDF İndir
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki Konu4- Hayatı kim vermiş, yapmış ise rızıkla o hayatı besleyen ve idame eden de odur.
Sonraki Konu 6- Hem insan ibadet için halk olunduğunu, fıtratı ve cihazat-ı maneviyesi gösteriyor.

İlgili Konular

Beşinci Söz

7- Eğer hayat-ı dünyeviyeyi gaye-i maksat yapsan ve ona daim çalışsan en edna bir serçe kuşunun bir neferi hükmünde olursun.

Beşinci Söz

6- Hem insan ibadet için halk olunduğunu, fıtratı ve cihazat-ı maneviyesi gösteriyor.

Beşinci Söz

4- Hayatı kim vermiş, yapmış ise rızıkla o hayatı besleyen ve idame eden de odur.

Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Beşinci Söz içerikleri
  • 1- Namaz kılmak ve büyük günahları işlememek, ne derece hakiki bir vazife-i insaniye ve ne kadar fıtri…
  • 2- Beşinci Söz’ün temsilî hikâyeciği
  • 3- Temsilden hakikate geçiş
  • 4- Hayatı kim vermiş, yapmış ise rızıkla o hayatı besleyen ve idame eden de odur.
  • 5- Derd-i maişet için namazını terk eden, o nefere benzer ki talimi ve siperini bırakıp çarşıda dilencilik eder…
  • 6- Hem insan ibadet için halk olunduğunu, fıtratı ve cihazat-ı maneviyesi gösteriyor.
  • 7- Eğer hayat-ı dünyeviyeyi gaye-i maksat yapsan ve ona daim çalışsan en edna bir serçe kuşunun bir neferi hükmünde olursun.

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Son Yazılar
  • Kur’an mahluk mudur?
  • “Ol” emri hakikatte nasıl anlaşılmalı?
  • Kur’ân, münafıkları neden isim isim ifşa etmez?
  • Kalp nedir?
  • Hidayet-i İlahî, bir burak olup mü’minlere gönderilmiştir.
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.