Ve o bilet, senet ise başta namaz olarak eda-i feraiz ve terk-i kebairdir. Öyle mi? Evet, bütün ehl-i ihtisas ve müşahedenin ve bütün ehl-i zevk ve keşfin ittifakıyla o uzun ve karanlıklı ebedü’l-âbâd yolunda zâd u zahîre, ışık ve burak ancak Kur’an’ın evamirini imtisal ve nevahisinden içtinab ile elde edilebilir. Yoksa fen ve felsefe, sanat ve hikmet, o yolda beş para etmez. Onların ışıkları, kabrin kapısına kadardır.
İnsan bu dünyada boşuna gönderilmiş bir yolcu değildir. Önünde uzun bir yol vardır. Öyle bir yol ki sonu ebedü’l-âbâda, yani sonsuz bir hayata çıkar. Fakat o yol karanlıktır, uzundur ve insan kendi gücüyle o yolu geçecek kuvvete sahip değildir.
Ey nefsim! Önünde öyle bir yol var ki, sonu ebedü’l-âbâda gidiyor. Uzun… hem de çok uzun. Üstelik karanlık bir yol. Sen ise bu yolun yolcususun. İster kabul et ister etme, o yola gireceksin. Her gün biraz daha yaklaşıyorsun. Her gün ömür defterinden bir sayfa daha kopuyor.
Peki söyle nefsim: Bu yol için ne hazırladın?
O uzun yolculukta lazım olan zâd u zahîre, yani azık; o karanlıkta lazım olan ışık; o mesafeyi aşacak burak, ancak Kur’ân’ın emirlerine uymak ve yasaklarından sakınmakla elde edilir. Başka hiçbir şey o yolda sana fayda vermez.
Evet, hakikati tecrübe edenlerin, kalp gözüyle görenlerin, yani ehl-i ihtisasın, ehl-i keşfin ve ehl-i zevkin ittifakıyla sabittir ki; insanın önündeki o uzun ve karanlıklı ebediyet yolunda gerekli olan azık, ışık ve binek ancak Kur’ân’ın emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmakla elde edilir.
Ama sen ne yapıyorsun? Dünya için hesap yapıyorsun. Geçici işler için gece gündüz koşuyorsun. Fani menfaatler için aklını yoruyorsun. Fakat ebedî yolculuk için neredeyse hiçbir hazırlık yapmıyorsun.
Yoksa insanın bu dünyada çok güvendiği fen, felsefe, sanat ve hikmet, o büyük yolculukta insanı kurtaramaz. Onların ışıkları ancak bu dünya hayatının sınırlarına kadardır. Onların lambası kabrin kapısına kadar aydınlatır; fakat kabirden sonrasını aydınlatacak nur veremez.
Ey nefsim! Bilmez misin ki dünyada güvendiğin fen, felsefe, sanat ve hikmet o yolun karanlığını aydınlatamaz? Onların ışığı kabrin kapısına kadardır. Kabir kapısı kapandığında onların lambası söner.
O kapıdan sonra sana lazım olacak olan şey imanın nuru ve ibadetin ışığıdır. Namaz o yolun kandilidir. Farzlar o yolun azığıdır. Günahlardan kaçınmak ise o yolun emniyetidir.
İşte bunun içindir ki aklı başında olan insan, bu kısa dünya yolculuğunda sadece dünyaya yarayan şeylerle yetinmez. Asıl hazırlığını sonsuz yolculuk için yapar. Çünkü o kapıdan herkes geçecek; fakat o kapıdan sonra insanı aydınlatacak tek nur, Kur’ân’a ittiba ve ibadetle kazanılan nurdur.
Ey nefsim! Bir yolcu birkaç saatlik bir yol için bile hazırlık yaparken, sen ebedî bir yolculuğa hazırlıksız çıkmayı nasıl göze alıyorsun? Artık uyan! Bu gaflet uykusundan kalk! Çünkü o yol yaklaşıyor… Ve o yolda sana fayda verecek tek şey: Kur’ân’a ittiba ve Allah’ın emirlerine teslimiyettir.