Reşhalar
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
Tenbih
Hâlık-ı âlem’i bize tarif ve ilan eden deliller ve bürhanlar, lâyüad ve lâyuhsadır. O delillerin en büyükleri üçtür:
Birincisi: Bazı âyetlerini gördüğün, işittiğin şu kitab-ı kebir-i kâinattır.
Hâlık-ı âlem’i bize tarif ve ilan eden deliller ve bürhanlar, lâyüad ve lâyuhsadır. O delillerin en büyükleri üçtür:
Hâlık-ı Âlemi Tanıtan Üç Büyük Delil
Üstadımız buyuruyor ki: Hâlık-ı âlemi bize tarif ve ilan eden deliller ve burhanlar lâyüad ve lâyuhsâdır. Yani âlemin yaratıcısı olan Allah’ı bize bildiren, tanıtan ve ilan eden deliller sayılamayacak kadar çoktur. Zira kâinatta ne varsa, her biri kendi diliyle Allah’ın varlığına, birliğine, ilmine, kudretine ve hikmetine şahitlik eder.
Allah’a Giden Yollar Sayısızdır
Bu hakikate işaretle şöyle denilmiştir:
اَلطُّرُقُ اِلَى اللهِ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ الْخَلاَئِقِ
“Allah’a giden yollar, mahlûkatın nefesleri adedincedir.”
Yani Allah’ı tanıtan yollar bir tane değildir. Bir çiçekten gidilir, bir yıldızdan gidilir, bir arıdan gidilir, insanın gözünden gidilir, kalbin atışından gidilir, baharın dirilişinden gidilir. Her varlık, marifetullaha açılan bir kapıdır. Fakat bu sayısız deliller içinde en büyükleri üçtür.
Birincisi: Bazı âyetlerini gördüğün, işittiğin şu kitab-ı kebir-i kâinattır.
Birinci Büyük Delil: Kâinat Kitabı
Bu üç büyük delilin birincisi, Üstad’ın ifadesiyle kitab-ı kebir-i kâinattır. Yani şu büyük kâinat kitabıdır. Üstadımız, “Bazı ayetlerini gördüğün, işittiğin şu kitab-ı kebir-i kâinat” buyurarak kâinatı büyük bir kitap gibi nazara veriyor.
Burada çok güzel bir mana var: Kâinat başıboş bir eşya yığını değildir. Tesadüfen dizilmiş varlıklar topluluğu değildir. Bilakis her varlık, Allah’ın kudret kalemiyle yazılmış manalı bir ayettir. Nasıl Kur’an’ın ayetleri Allah’ın kelamını bildiriyorsa, kâinatın ayetleri de Allah’ın kudretini, hikmetini ve sanatını bildirir.
Allah’ın İki Kitabı
Cenab-ı Hakk’ın iki büyük kitabı vardır. Biri Kelam sıfatından gelen Kur’an-ı Kerim, diğeri ise Tekvin sıfatından gelen kâinat kitabıdır. Kur’an, Allah’ın kelamıyla yazılmıştır; kâinat ise Allah’ın kudretiyle yaratılmıştır.
Kur’an’ın ayetleri olduğu gibi, kâinat kitabının da ayetleri vardır. Bir kuş bu kitabın bir ayetidir. Bir çiçek bir ayettir. Bir balık, bir dağ, bir deniz, bir yıldız, bir hücre, bir insan yüzü hep bu kitabın ayetleridir. Her biri kendi hâl diliyle “Beni yaratan, bilen, gören, ölçen, süsleyen ve terbiye eden bir Zât vardır” diye ilan eder.
Kâinatın Dellâllığı
Bu büyük kâinat kitabı, bütün sayfalarıyla Halık-ı Zülcelal’i tarif eder. Güneş bir sayfadır, yıldızlar bir sayfadır, yeryüzü bir sayfadır, bahar bir sayfadır, insan ise bu kitabın en harika nüshalarından biridir. Bu kitabı dikkatle okuyan insan, her yerde Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellisini görür.
Üstadımızın “Bazı ayetlerini gördüğün, işittiğin” ifadesi de buna işaret eder. Yani daha öncesinde Lem’alar bölümünde kâinat kitabının bazı ayetleri okunmuş, bazı delilleri görülmüş, bazı hakikatleri işitilmiştir.