Hem namaz kılanın diğer mubah dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır. Bu surette bütün sermaye-i ömrünü, âhirete mal edebilir. Fâni ömrünü, bir cihette ibka eder.
Evet, namaz kılanın yalnız namazı değil; günlük işlerinin çoğu da, güzel bir niyetle ibadet değerini kazanır.
Nasıl ki bir asker, günde üç–dört saat fiilen vazife yapar; geri kalan vaktini dinlenmekle, yatmakla, uyumakla geçirir… Ama o vakitlerin tamamı yine askerlikten sayılır. Çünkü asker, emir altındadır ve vazife hâlindedir.
İşte namaz kılan insan da böyledir. Günde bir saatini namazla Rabb’inin huzurunda geçirir; o bir saat, ona kulluk kimliğini kazandırır. Sonra çalışması helâl rızık için ibadet, yemesi ibadete kuvvet, uyuması yarınki vazifeye hazırlık olur.
Böylece ne olur? Namaz kılan, ömrünün tamamını ahirete yatırmış olur. Aynı işleri yapan namazsız ise, sadece dünyaya çalışmış sayılır.
Namaz, ömre askerlik hüviyeti kazandırır. O hüviyetle yapılan her mübah iş, ibadet defterine yazılır.
İşte bu sırla, namaz kılan insan fânî hayatını bir cihette ebedîleştirir.