Eğer bunları yapabilirsen dilediğin gibi günah işle: Bir gün, İbrâhim Edhem Hazretleri’ni Allah için seven bir kimse onun ziyaretine geldi. Kalbi mahzun, nefsiyle yaralıydı. Başını önüne eğdi ve dedi ki:
“Ey Allah dostu İbrâhim! Sana gıpta ediyorum. Çünkü sen, insanların uğruna ömür tükettiği dünya saltanatını, zevkini ve şöhretini elinin tersiyle ittin; Allah dostlarının yolunu seçtin. Ben de seni Allah için seviyorum ve senin yolundan gitmek istiyorum. Fakat nefsimin günah arzusundan kurtulamıyorum. Tövbe ediyorum, ama tövbemde duramıyorum.”

Sarsıcı Cevap
İbrâhim Edhem Hazretleri ona dikkatle baktı. Sonra gönülleri titreten şu cevabı verdi: “Sana beş nasihat edeceğim. Eğer bunları yapabilirsen, ondan sonra dilediğin gibi günah işle.”
Adam hayretle sordu: “Ey Allah dostu! Nedir bu beş nasihat?”
Birinci Nasihat
İbrâhim Edhem dedi ki: “Günah işleyeceğin zaman, Allah’ın verdiği rızkı yeme. Çünkü O’nun nimetleriyle beslenecek, O’nun sofrasından yiyecek, sonra da O’na isyan edeceksin. Bu, kul olana yakışır mı?”
Adamın başı eğildi. Çünkü yediği ekmek de, içtiği su da, aldığı nefes de Allah’tandı.
İkinci Nasihat
İbrâhim Edhem devam etti: “Günah işleyeceğin zaman, Allah’ın mülkünden çık. Çünkü O’nun arzında yaşayacak, O’nun göğünün altında dolaşacak, O’nun mülkünde barınacak, sonra da O’na isyan edeceksin. Bu açık bir nankörlük değil midir?”
Adam titredi. Çünkü gidecek başka bir yer yoktu. Her yer Allah’ın mülküydü.
Üçüncü Nasihat
Sonra İbrâhim Edhem şöyle dedi: “Günah işleyeceğin zaman, Allah’ın seni görmediği bir yere git. Orada günah işle. Çünkü Allah’ın huzurunda, O’nun nazarı altında, O seni görürken günah işlemek gafletin de ötesinde büyük bir cesarettir.”
Adamın kalbi daraldı. Çünkü karanlıkta da görüyordu, yalnızlıkta da görüyordu, kalbin içinden geçenleri de biliyordu.
Dördüncü Nasihat
İbrâhim Edhem bu defa daha sarsıcı konuştu: “Hiç beklemediğin bir anda Azrâil aleyhisselâm karşına çıkınca ona de ki: ‘Ey Azrâil! Şimdi olmaz. Benim daha çok işim var. Kızım evlenecek, oğlum askere gidecek, eşim ameliyat olacak, torunum sünnet olacak. Evim yarım, işim yarım, borçlarım var. Namazlarımı kılamadım, tövbemi tamamlayamadım. Sen şimdi git, ben hazırlanayım, sonra gel.’”
Adam ürpererek dedi ki: “Ben Azrâil’e böyle diyemem ki!”
İbrâhim Edhem hemen karşılık verdi: “Azrâil’e ‘şimdi git, sonra gel’ diyemeyeceğini bildiğin hâlde, nasıl hâlâ günaha cesaret ediyorsun?”
Adamın gözleri doldu. Dudakları titredi. Fakat yine de sordu: “Beşincisi nedir?”
Beşinci Nasihat
İbrâhim Edhem dedi ki: “Mahşer günü ameller tartılır. Eğer sevapların hafif, günahların ağır gelirse ve Allah Teâlâ zebânilere emredip: ‘Onu tutun, bağlayın, sonra cehenneme atın!’ buyurursa; işte o zaman zebânilere diren. Ellerinden kurtul. Kaç ve cehenneme gitme.”
Adam artık dayanamadı. Ağlamaya başladı. Çünkü biliyordu ki ne Azrâil’i durdurabilirdi, ne mahşerden kaçabilirdi, ne de zebânilere karşı koyabilirdi.
Uyanış
O an nefsi kırıldı, kalbi yandı, gözyaşları içinde İbrâhim Edhem Hazretleri’ne sarıldı. Tek kelime konuşamadı. Çünkü artık anlamıştı:
Allah’ın rızkıyla beslenen, Allah’ın mülkünde yaşayan, Allah’ın nazarı altında bulunan, Azrâil’e engel olamayan ve mahşerden kaçamayan bir kul için en büyük akıl; günaha değil, tövbeye koşmaktır.