Sihir, şeriatta zemmedilmiş bir ilim olduğu hâlde; o ilmi bilen sihirbazlar, hak ile bâtılı ayırt edecek bir ölçüye sahip oldukları için, Hz. Musa’nın (a.s) mucizesi karşısında hemen teslim oldular. Yani ilim, kötü bir sahada bile olsa, insana ayırt etme kabiliyeti (furkan) kazandırdı ve onları imana götürdü.
وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اَنْ اَلْقِ عَصَاكَۚ فَاِذَا هِيَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَۚ
Biz de Mûsâ’ya: “Asânı yere at!” diye vahyettik. Bir de ne görsünler; asâ, sihirbazların büyü adına ortaya koydukları ne varsa hepsini yalayıp yutuyor!
فَوَقَعَ الْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَۚ
Böylece gerçek ortaya çıktı ve diğerlerinin yaptığı sihirler boşa gitti.
فَغُلِبُوا هُنَالِكَ وَانْقَلَبُوا صَاغِر۪ينَۚ
İşte oracıkta Firavun ve takımı yenildiler ve küçük düşüp rezil oldular.
وَاُلْقِيَ السَّحَرَةُ سَاجِد۪ينَۚ
Sihirbazlar ise hep birden secdeye kapandılar.
قَالُٓوا اٰمَنَّا بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ
Ve şöyle dediler: “Âlemlerin Rabbine iman ettik.”
قَالُٓوا اٰمَنَّا بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ
“Mûsâ’nın ve Hârûn’un Rabbine!” A’râf Sûresi: 117-122
Firavun ve etrafındakiler, sihir ilminden mahrum oldukları için Hz. Musa’nın (a.s) gösterdiği mucizeyi sihir zannettiler ve “Bu apaçık bir sihirdir” dediler. Cehaletleri, onları inkâra sürükledi.
Fakat sihirbazlar öyle değildi… Onlar sihrin hakikatini biliyor, onun sınırlarını tanıyorlardı. Bu yüzden asânın yılana dönüşmesini görünce bunun sihir olamayacağını hemen anladılar. Çünkü bildikleri ilim, onlara ayırt etme gücü vermişti. Hiç tereddüt etmeden secdeye kapandılar ve iman ettiler.
Eğer onlar da sihirden habersiz olsalardı, belki şöyle diyeceklerdi: “Bu, bizden daha güçlü bir sihirbazdır…” ve Firavun gibi inkâr edeceklerdi.
Ama ilim, onları kurtardı.
Sihirbazların ilmi, onları bir tercihe (imana) getirdi, ancak o ilmin kendi doğası başka bir mertebeye taşımaya yetmiyordu. Oysa Hakikat ilimleri (Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelâm), sadece sınırları belirlemez, doğrudan Zat-ı Zülcelâl’e giden bir hat çizer.
Eğer zemmedilmiş bir ilim bile insana hak ile bâtılı ayırt ettirip onu imana götürebiliyorsa…
Tefsir, hadis, fıkıh, kelâm ve hakikat ilimleri gibi doğrudan doğruya Hakk’ı gösteren ilimler, insanı nereye çıkarır?
Bu ilimler:
- Sadece ayırt ettirmez, doğruya sabitler
- Sadece fark ettirmez, yaşatır
- Sadece göstermez, Allah’a yaklaştırır
Sihirbazların ilmi onları korkudan kurtarıp imana taşıdı; Hakk’ın ilmi ise insanı nefsin ağırlığından kurtarıp huzura taşır. İlim, insanı sıradan olmaktan çıkarıp, kâinatın hâlîfesi kılar.