Altıncısı: Ve istiğna sebebinin en mühimmi, mezhebimizce en muteber olan İbn-i Hacer diyor ki: “Salahat niyetiyle sana verilen bir şeyi, salih olmazsan kabul etmek haramdır.”
Bediüzzaman Said Nursî bu maddede en tehlikeli noktayı gösteriyor: İnsanların sana verdiği şey, senin zannettiğin gibi bir “ikram” olmayabilir. Bazen o, sana yüklenen bir manadır. Seni “salih” zannederek sana verilen bir şeyle imtihanın başlar.
İbn Hacer el-Askalani’nin koyduğu ölçü şudur: Eğer sana verilen şey, “salihsin” zannıyla veriliyorsa ve sen o makamda değilsen onu almak helal değildir.
Ey nefsim! İnsanların gözündeki yerin, Allah katındaki yerin değildir. Sana duyulan hüsnü zan, hakikat değil; bir zandır.
İşte şu zamanın insanları hırs ve tama’ yüzünden küçük bir hediyesini pek pahalı satıyorlar. Benim gibi günahkâr bir bîçareyi, salih veya veli tasavvur ederek sonra bir ekmek veriyorlar. Eğer hâşâ ben kendimi salih bilsem o alâmet-i gururdur, salahatin ademine delildir. Eğer kendimi salih bilmezsem, o malı kabul etmek caiz değildir.
Kendini Salih Zannetme!
İki ihtimal var: Ya “ben salihim” dersin ki bu gururdur. Ve bu söz, seni o makamdan düşürür.
Ya da “ben salih değilim” dersin… O zaman o hediyeyi alamazsın.
İşte çıkmaz burasıdır. Bu yüzden Bediüzzaman kapıyı tamamen kapatıyor.
Küçük Hediyenin Büyük Bedeli
Bugünün insanı küçük bir şey verir ama karşılığında büyük bir değer biçer.
Bir ekmek verir ama içinde bir “veli” görmek ister.
Bir hediye verir ama karşılığında kalbinde bir makam kurar.
Ey nefsim! Sen de bunu fark etmezsen, onların zannını satın almış olursun.
Hem âhirete müteveccih a’male mukabil sadaka ve hediyeyi almak, âhiretin bâki meyvelerini dünyada fâni bir surette yemek demektir.
Amelin Meyvesini Dünyada Yeme
En sarsıcı cümle şudur: “Âhiret ameline karşılık dünyada almak, bâki meyveyi fânide yemektir.”
Yani sen Allah için yaptığın bir hizmetin karşılığını burada alırsan orada ne bulacaksın?
Bir övgü… bir hediye… bir iltifat… Bunlar kabre girmez. Ama Allah için saklanan amel, ebedî olur.
Netice: Ya Dünyada Al, Ya Ahirette
Ey nefsim! Ya burada alacaksın… Ya orada… İkisini birden alamazsın. Seçimini yap.
Kendini Ucuzlatma
Bir parça hediye için kendini büyütülmüş bir makama satma. Bir lokma için sana yakıştırılan sıfatı kabul etme. Çünkü bu alışverişte kazanan yok.
Ya kendini olduğundan büyük zannederek düşersin… Ya olmadığın bir makamın bedelini alırsın… Her iki hâlde de kaybedersin.
Bâkiyi Tercih Et
Ey nefsim! Geçici olanı bırak, kalıcı olanı seç. Çünkü hakiki kazanç, Allah için saklanandır.