Close Menu
Risale-i Nur
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

İntizam vahdetin mührüdür

Haziran 15, 2026

Hücrelerin sessiz yolculuğu

Haziran 15, 2026

Uhuvvet nedir?

Haziran 14, 2026
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Risale-i Nur
Facebook X (Twitter) Instagram
Salı, Haziran 16
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Risale-i Nur
Ana Sayfa»Mesnevî-i Nuriye»Lem’alar Risalesi
Mesnevî-i NuriyeLem’alar Risalesi

17- Onuncu Lem’a: Arkadaş! Hayat ve ihya ve zevi’l-hayat ile her bir cüz ve cüz’îye ve her bir küll ve küllîye…

0
By Nur Divanı on Mayıs 27, 2026 Lem’alar Risalesi

Onuncu Lem’a

Arkadaş! Hayat ve ihya ve zevi’l-hayat ile her bir cüz ve cüz’îye ve her bir küll ve küllîye ve kâinatın heyet-i mecmuasına darbedilen tevhid hâtemlerinden bir kısım misalleri, mezkûr beyanattan anlaşıldı. Şimdi dinle! Enva ve külliyat üstüne vaz’edilen vahdaniyet sikkelerinden bir taneyi zikredeceğiz. Şöyle ki:

“Hayat ve ihya”

“Hayat”, canlılık demektir. Bir hücrenin yaşaması, bir kuşun uçması, bir insanın görmesi, bir ağacın meyve vermesi hep hayatın tecellileridir. “İhya” ise hayat vermek demektir. Mesela kuru gibi görünen bir çekirdeğin baharda filizlenmesi, ölü toprağın yağmurla yeşermesi, anne karnındaki cansız görünen maddelerin bir bebek suretinde diriltilmesi ihyanın misalleridir.

Hayat öyle bir hakikattir ki basit sebeplerle açıklanamaz. Toprakta akıl yoktur, suda irade yoktur, havada şuur yoktur, güneşte merhamet yoktur. Fakat bunların eliyle akıllı, şuurlu, merhamet isteyen, sanatlı canlılar meydana gelir. Demek hayat, sebeplerin malı değildir; sebepler ancak perde ve hizmetçidir. Hayatı veren, Hayy ve Kayyûm olan Allah’tır.

“Zevilhayatla”

“Zevilhayat”, hayat sahipleri yani canlı varlıklar demektir. İnsan, hayvan, bitki, kuş, balık, böcek, mikrop, hücre; hepsi zevilhayattır. Bu canlıların her biri kendi diliyle Allah’ın birliğine şahitlik eder. Çünkü hepsi farklı suretlerde olsa da aynı hayat kanununa, aynı rızık düzenine, aynı hikmetli terbiyeye bağlıdır.

“Her bir cüz ve cüz’îye”…

Cüz ve cüz’î, küll ve küllî kavramlarının manasını öğrenerek devam edelim.

Cüz – Küll

Cüz, bir bütünün parçasıdır. Küll ise o parçaların meydana getirdiği bütündür. Mesela insan bedeninde göz, el, kalp, damar birer cüzdür; bedenin tamamı ise küll olur. Bir ağacın yaprağı, dalı, kökü cüzdür; ağacın tamamı küll olur.

Cüz’î – Küllî

Cüz’î, tek tek fert demektir. Küllî ise o fertlerin ortak türünü, nevini veya genel mânâsını ifade eder. Mesela “Ahmet” cüz’îdir; çünkü tek bir şahıstır. “İnsan” ise küllîdir; çünkü bütün insanları içine alan genel bir kavramdır.

Cüz-küll parça-bütün ilişkisini anlatır. Mesela “göz-bedene göre cüzdür, beden küll olur.” Cüz’î-küllî ise fert-tür ilişkisini anlatır. Mesela “bu insan cüz’îdir, insanlık küllîdir.”

Risale’de “her bir cüz ve cüz’î” denildiğinde, hem varlığın küçük parçaları hem de tek tek fertleri kastedilir. “Her bir küll ve küllî” denildiğinde ise hem büyük bütünler hem de umumi türler ve geniş hakikatler kastedilir. 📌Detaylı izah için

Risale-i Nur Külliyatı’nda bu kavramların çok geçmesinin sebebi;

Risale-i Nur’da cüz–küll ve cüz’î–küllî kavramları çok geçer; çünkü Üstad tevhidi bu mantık üzerinden ispat eder: Bir parçayı yapan, o parçanın bağlı olduğu bütünü de bilmek ve yapmak zorundadır.

Bir hücre insan bedeninden, bir göz ışık ve beyinden, bir çiçek bahardan, bir fert de nev’inden kopuk değildir. Bu yüzden küçük bir şeyde görülen sanat, aslında büyük bir sistemi gösterir.

Şirk ve tabiat fikri “küçük şeyleri sebepler yapar” der. Risale ise der ki: Bir cüzü yapmak için küllü bilmek gerekir. Mesela gözü yapan, ışığı, sinirleri, beyni, hayatı ve bütün bedeni bilmeden göz yapamaz.

Bu kavramlar, parçayla bütün arasındaki zorunlu bağı gösterir. Böylece kâinatın dağınık değil, tek elden idare edilen bir birlik sistemi olduğu anlaşılır. Yani bir çiçeği yapan kim ise, bütün baharı yapan da O’dur.

“Her bir cüz ve cüz’îye”

Cüz, bir bütünün parçasıdır. Mesela göz, kalp, damar, hücre bedenin cüzleridir. Cüz’î ise tek ferttir. Mesela bir insan, bir arı, bir çiçek, bir kuş cüz’îdir. Demek ki Allah’ın birliğini gösteren mühür sadece büyük âlemde değil; bir hücrede, bir gözde, bir sinekte, bir yaprakta bile okunur.

Cüz, bir bütünün parçasıdır. Mesela göz, insan bedeninin bir cüzüdür. Cüz’î ise tek bir ferttir. Mesela Ahmet isimli bir insan cüz’îdir. Şimdi burada asıl mesele şudur: Gözü yaratan kim ise,  cüzi hükmünde olan  bir insanı da yaratan da O’dur.

“Her bir küll ve küllîye”

Küll, parçaların meydana getirdiği bütündür. Mesela beden bir küll, ağaç bir küll, bahar bir küll hükmündedir. Küllî ise umumî tür veya geniş mânâdır. Mesela insan nev’i, arı türü, hayvanlar âlemi, bitkiler âlemi küllîdir. Yani tevhid mührü sadece tek bir çiçekte değil, bütün çiçekler âleminde; sadece tek bir insanda değil, bütün insan nev’inde görünür.

İnsan bedeni bir küll’dür. Küllî ise fertleri içine alan umumî türdür; mesela insan nev’i küllîdir. Ahmet’i yaratan kim ise, bütün insan nev’ini yaratan da O’dur.

“Kâinatın heyet-i mecmuasına”

Heyet-i mecmua, kâinatın tamamı demektir. Yani bütün âlem, unsurlarıyla, güneşiyle, havasıyla, suyuyla, toprağıyla, mevsimleriyle tek bir sistem gibi çalışır. Bir canlıya hayat vermek için bütün kâinat ona hizmet ettirilir. Bir insanın yaşaması için güneş, hava, su, toprak, bitkiler, hayvanlar, gece-gündüz ve mevsimler birlikte çalışır.

“Darbedilen tevhid hâtemleri”

Hâtem, mühür demektir. Tevhid hâtemi ise “Bunu yapan birdir, sahibi birdir, Rabbi birdir” mânâsını gösteren ilahî mühürdür. “Darbedilen” ifadesi de o mührün varlıkların üzerine basılması demektir. Yani her canlı, her organ, her tür ve bütün kâinat üzerinde Allah’ın birliğini gösteren özel bir imza vardır.

Bir devletin resmî mührü bir evrakta görülse, o evrakın o devlete ait olduğu anlaşılır. Bir sanatkârın imzası bir tabloda bulunsa, o tablonun ona ait olduğu bilinir. Aynen öyle de hayat, rızık, hikmet, ölçü, güzellik, merhamet ve intizam gibi mühürler varlıkların üzerinde görünür. Bu mühürler Allah’ın rububiyetine, ilmine, kudretine ve vahdaniyetine delildir.

“Bir kısım misalleri”

Bediüzzaman burada “bütün misaller anlatıldı” demiyor; “bir kısım misaller” diyor. Çünkü hayat ve ihya üzerinden tevhidin delilleri saymakla bitmez. Bir çekirdekten ağaca, bir yumurtadan kuşa, bir damla sudan insana, bir bahardan yeryüzünün dirilmesine kadar her yerde ayrı bir mühür vardır. Anlatılanlar sadece büyük hakikatin birkaç penceresidir.

“Mezkûr beyanattan anlaşıldı”

“Mezkûr beyanat”, önce zikredilen açıklamalar demektir. Yani önceki bahislerde verilen misallerden şu netice anlaşıldı: Hayat öyle kuşatıcı bir delildir ki hem küçük parçaları hem büyük bütünleri hem de kâinatın tamamını Allah’ın birliğine şahit yapar. Bir canlıyı yaratan kim ise, hayatın bağlı olduğu bütün kâinatı da O yaratmış olmalıdır.

📥 PDF İndir
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki Konu16- Dokuzuncu Lem’a: Bakınız! Âlem-i arz ve bütün cüz’iyat üstünde hâtem-i ehadiyet bulunduğu gibi…
Sonraki Konu 18- Tek bir semere ile semeredar şecerenin yaratılışlarındaki suubet ve suhulet birdir.
Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Lem’alar Risalesi içerikleri
  • 1- Ey daire-i esbab dan zuhur eden işleri, hâdiseleri esbaba isnad eden gafil, cahil!
  • 2- Evet, Sultan-ı Ezelî’nin memurları vardır amma icraatçıları değillerdir ki saltanat ve rububiyetinde ortak olsunlar.
  • 3- Yalnız gafil ve cahil olanlar hâdiselerde ve vukuattaki hikmetleri, güzellikleri göremediklerinden…
  • 4- Hazret-i Azrail aleyhisselâm, Cenab-ı Hakk’a demiş ki: Kabz-ı ervah vazifesinde…
  • 5- Arkadaş! Tevhid iki çeşit olur: Birisi âmiyane tevhiddir ki: “Allah’ın şeriki yok ve…
  • 6- Birinci Lem’a: Bakınız! Her bir masnuun yüzünde öyle bir sikke vardır ki ancak her şeyi halk eden…
  • 7- İkinci Lem’a: Sayısız hâtemlerden canlı mahlukata vaz’edilen hayat hâtemine bakınız!
  • 8- Üçüncü Lem’a: Cenab-ı Hakk’ın canlı mahlukata bastığı hayat hâteminin gayr-ı mütenahî…
  • 9- Dördüncü Lem’a: Bir kitap el yazısıyla yazılırsa yalnız bir adama ve bir kaleme ihtiyaç vardır.
  • 10- Beşinci Lem’a: Bir kitapta yazılı bir harf, yalnız bir cihetle kendisini gösterir ve kendisine delâlet eder.
  • 11- Altıncı Lem’a: Cenab-ı Hak, bütün cüz ve cüz’îlerde sikke-i mahsusasını ve bütün küll ve küllîlerde
  • 12- Ayetinin işaret ettiği ihya ve nefh-i ruh keyfiyetindeki hâtem-i İlahîye bakınız ki…
  • 13- Hülâsa: Sath-ı arzda altı ay zarfında, beşerin haşrini temsil eden o sayısız haşir ve neşirlerde görünen
  • 14- Yedinci Lem’a: Bakınız! Aktar-ı semavat ve arz sahifeleri üstünde hâtem-i ehadiyet göründüğü…
  • 15- Sekizinci Lem’a Gıda olarak mahlukata, bilhassa hayvanata taksim edilen rızıklara dikkat lâzımdır ki…
  • 16- Dokuzuncu Lem’a: Bakınız! Âlem-i arz ve bütün cüz’iyat üstünde hâtem-i ehadiyet bulunduğu gibi…
  • 17- Onuncu Lem’a: Arkadaş! Hayat ve ihya ve zevi’l-hayat ile her bir cüz ve cüz’îye ve her bir küll ve küllîye…
  • 18- Tek bir semere ile semeredar şecerenin yaratılışlarındaki suubet ve suhulet birdir.
  • 19- On Birinci Lem’a: Arkadaş! Bir nev’in efradı arasındaki tevafuk ve bir cinsin envaı arasında…
  • 20- Kezalik inşa ve icadlarda görünen şu suhulet-i mutlaka, bütün mevcudatın bir Sâni’-i Vâhid’in…
  • 21- On İkinci Lem’a: Arkadaş! Hayat, Hâlık’ın ehadiyetine bürhan olduğu gibi mevt de devam…
  • 22- Kezalik mevcudat, vücuduyla Vâcibü’l-vücud’un vücub-u vücuduna ve ölüm ve zevaliyle, teceddüdî
  • 23- On Üçüncü Lem’a: Arkadaş! Zerrelerden tut seyyarelere kadar ve nakışlardan şemslere…
  • 24- On Dördüncü Lem’a: Arkadaş! Mevcudat, Cenab-ı Hakk’ın vücub-u vücud ve vahdetine…
  • 25- Zira, eserin kemali bilmüşahede fiilin kemaline, fiilin kemali bilbedahe ismin kemaline…
  • 26- Binaenaleyh bir kasrın ve bir sarayın nukuş ve tezyinatındaki mükemmeliyet sâni’ ve mühendisin

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Son Yazılar
  • İntizam vahdetin mührüdür
  • Hücrelerin sessiz yolculuğu
  • Uhuvvet nedir?
  • Hayvan gibi değil, insan gibi yaşamak için neler vermezdik
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.