İman asıldır. Tıpkı matematikteki “1” gibidir. Birin yanına bir sıfır koyarsın, 10 olur; bir sıfır daha koyarsın, 100 olur; bir sıfır daha, 1000… Değer hep artar.
Ama baştaki o “1”i kaldırırsan, geriye ne kalırsa kalsın hepsi sıfırdır; hiçbir kıymeti yoktur.
İşte iman da böyledir: Doğruluğu eklersin, değer kazanır; sabrı eklersin, katlanır; emniyet ve güveni eklersin, büyür. Fakat iman olmazsa, bütün bu güzel hasletler Allah katında hakiki bir değer ifade etmez. Çünkü asıl olan odur; diğerleri onunla anlam bulur, onunla kıymetlenir.
Bize düşen, baştaki o “1” olan imanı muhafaza etmektir. Çünkü bütün kıymet onunla başlar. Sonra onun yanına doğruluğu koyarız, değerimiz artar; sabrı ekleriz, daha da yükselir; güzel ahlakı ve salih amelleri ilave ederiz, kat kat kıymetlenir.
Ama asıl olanı, yani imanı kaybedersek geriye ne koyarsak koyalım hakiki bir değer kalmaz.
Bu yüzden en büyük vazifemiz, imanı korumak, kuvvetlendirmek ve onun etrafını güzel ahlak ve amellerle zenginleştirerek Allah katındaki kıymetimizi artırmaktır.