Close Menu
Nur Divanı
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Soru- Cevap
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

Kur’ân, münafıkları neden isim isim ifşa etmez?

Nisan 19, 2026

Kalp nedir?

Nisan 19, 2026

Hidayet-i İlahî, bir burak olup mü’minlere gönderilmiştir.

Nisan 19, 2026
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Nur Divanı
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazartesi, Nisan 20
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Soru- Cevap
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Nur Divanı
Ana Sayfa»Mesnevî-i Nuriye»Hubab
Mesnevî-i NuriyeHubab

Kelime-i tevhidin tekrar ile zikrine devam etmek, kalbi pek çok şeylerle bağlayan bağları, ipleri kırmak içindir.

0
By Nur Divanı on Aralık 29, 2025 Hubab

İ’lem eyyühe’l-aziz! Kelime-i tevhidin tekrar ile zikrine devam etmek, kalbi pek çok şeylerle bağlayan bağları, ipleri kırmak içindir. Ve nefsin tapacak derecede sanem ittihaz ettiği mahbublardan yüzünü çevirtmektir.

Maahâzâ, zâkir olan zatta bulunan hasse ve latifelerin ayrı ayrı tevhidleri olduğuna işaret olduğu gibi, onların da onlara münasip şerikleriyle olan alakalarını kesmek içindir. (Mesnevi-i Nuriye, Hubab)

Sevgili kardeşlerim, bu Risale-i Nur dersimizde Mesnevî-i Nuriye  Hubab eserinden birkaç cümleyi okuyup istifade etmeye çalışacağız. Üstadımız, fıtratı insaniyeyi okuyarak onu hakikî tevhide ulaştıracak müthiş bir hakikatten bahsediyor ve diyor ki:

İ’lem eyyühe’l-azîz!
Kelime-i tevhidin tekrar ile zikrine devam etmek, kalbi pek çok şeylerle bağlayan bağları, ipleri kırmak içindir ve nefsin tapacak derecede sanem ittihaz ettiği mahbuplardan yüzünü çevirtmektir.

Kalp, muhabbetin membaıdır. Kalpteki o muhabbet duygusu sonsuz bir duygudur ve o sonsuz duygu, yine sonsuz olan, bâkî olan Allah’ı sevmek için verilmiştir. Bizler ise o duyguyu sonlu ve fânî olan mahbuplara çevirmiş, birçok fâniye muhabbet bağıyla bağlanmışız. Kalbimize bakıyoruz; öyle şeylere muhabbet duymuşuz ki bazen mala, bazen paraya, bazen makama, bazen de fânî sevgililere… Öyle iplerle—bırakın ipleri—belki halatlarla bağlanmışız.

Peki, ne yapmak lâzım ki bu bağları koparalım? Ne yapmak lâzım ki bu duyguyu lâyık olduğu yerde kullanalım? Ne yapmak lâzım ki kalpteki sonsuz muhabbet duygusu, sonsuz olan Allah’a yönelsin?

İşte Üstadımız bize bir yol gösteriyor: Lâ ilâhe illallah, lâ ilâhe illallah diyerek kelime-i tevhidin tekrar ile zikrine devam etmek… Kelime-i tevhid âdeta bir kılıçtır ki o kılıç, kalbin taparcasına sevdiği ve sımsıkı bağlandığı o bağları keser. Evet, lâ ilâhe illallah, tevhidin parlak bir kılıcıdır.

Bizler bu kelime ile “Allah’tan başka ilâh yoktur.” derken, kalbimiz sanem misali, yani taparcasına o fânîlere dönse, onları sevse, işte bu kalbin şirki olur. Kalbin tevhidi, ancak Allah’ı sevmektir. İnsan bazen mü’mindir; ama duyguları müşrik olabilir. Kalp, eğer Allah’ı seveceği duygularla fânîleri severse, her bir mahlûka bir ip atıp bağlanırsa, işte o zaman dil zikre başlamalı; tâ o zikir kalbe inene kadar lâ ilâhe illallah demeli. Demeli ki, O’ndan başka sevilecek mâbud, O’ndan gayrı sevilecek mahbub olmadığını anlasın. O kelime bir kılıç gibi o bağları kessin, tapacak derecede sevdiği ve sanem ittihaz ettiği sevgililerden yüzünü çevirsin.

Şimdi Üstadımız diyor ki:

Maahâzâ zâkir olan zâtta bulunan hâsse ve latîfelerin ayrı ayrı tevhidleri olduğuna işaret olduğu gibi, onların da onlara münasip şerikleriyle olan alâkalarını kesmek içindir.

Bu cümlenin izahına geçmeden evvel şunu hatırlatmak istiyorum:

“Lâ ilâhe illallah” kelâmında esmâ-i İlâhiyye adedince tevhidler vardır. Çünkü “Allah” isminin mânâsında bir câmiiyet, bir toplayıcılık vardır. Diğer isimlerde bu yoktur. Diğer isimler yalnız bir mânâya işaret ederler. Meselâ “Hâdî” ismi sadece “hidayet veren” mânâsındadır; “Hâlık” ismi ise sadece “yaratıcı” mânâsındadır. Fakat “Allah” ismi, bunlardaki ve diğer isimlerdeki mânâların hepsini toplu bir şekilde ifade eder.

Hem “Allah” ismi, Esmâü’l-Hüsnâ içinde asıldır; diğer isimler ise bu isme izafe edilir.

Meselâ “Şâfî, Allah’ın bir ismidir.” denilir; ama “Allah, Şâfî’nin bir ismidir.” denilmez. Yine “Rahmân, Allah’ın bir ismidir.” denilir; ancak “Allah, Rahmân’ın bir ismidir.” denilmez. Bunun içindir ki bu mânâdaki topluluğu düşünerek lâ ilâhe illallah diyen bir kimse, Cenâb-ı Hakk’ı bütün isim ve sıfatlarıyla zikretmiş olur: lâ râzıke illallah, lâ kâdire illallah, lâ mâlike illallah gibi…

Bu cihetle lâ ilâhe illallah kelimesi bir hazinedir; onun ifade ettiği her bir mânâ, o hazinenin içindeki bir elmas, bir pırlantadır.

Şimdi Üstadımız ne dedi?

Maahâzâ zâkir olan zâtta bulunan hâsse ve latîfelerin ayrı ayrı tevhidleri olduğuna işaret olduğu gibi, onların da onlara münasip şerikleriyle olan alâkalarını kesmek içindir.

Evet, muhabbet gibi insanda birçok duygu, latîfe ve âzâ vardır. Onların da ayrı ayrı tevhidleri ve onlara münasip şerikleri vardır.

Meselâ korku hissi… Allah’tan korkar gibi mahlûklardan korkmak, korku hissinin şirki olur. Onun tevhidi ise ancak Allah’tan korkmaktır. Korku hissi şirke düştüğünde lâ ilâhe illallah diyen bir kimse, lâ münzire illâ Hû mânâsıyla, kendisinden korkulmaya lâyık olanın ancak Allah olduğunu demektedir. Ve bu zikre öyle devam etmelidir ki bu zikir o duygulara sirayet etsin, o duyguyu tevhide ulaştırsın.

Başka bir duyguya bakalım: Endişe hissi… Bunun kendi içinde birçok fürûatı vardır. İnsan rızkından endişe eder, sağlığından endişe eder, istikbalinden endişe eder ve keza…

Meselâ endişe-i rızık hissi… Rızkından endişe edip onu besleyen sebeplerde takılıp kalmak da bu duygunun şirkidir. Bu duygunun tevhidi ise rızkı ancak Allah’tan bilmektir. Üstadımız her duygunun ayrı ayrı tevhidleri ve onlara münasip şerikleri olduğunu söylemişti. İşte bu duygunun tevhidi lâ râzıke illâ Hûdur. Lâ ilâhe illallah diyen bir zâkir, “Allah’tan başka rızık verecek yoktur.” diyerek Allah kelimesinin câmiiyeti altında bu mânâyı da kasteder. Bu mânâyı kastederek zikre devam etmelidir ki bu duygu tevhide ulaşsın ve şeriklerden kurtulsun.

Veya insan hasta olduğunda sağlığından endişe eder ve şifa aramaya başlar. Şifayı verecek ancak Allah’tır. Fakat şifayı Allah’tan değil de sebeplerden bilmek, bu duygunun şirkidir. Onun tevhidi ise Şâfî-i Hakikî’nin ancak Allah olduğunu bilmekle olur. Bu duygu şirke düştüğünde lâ ilâhe illallah diyen bir kimse, lâ şâfiye illâ Hû mânâsıyla, Allah’tan başka şifa verecek olmadığını fehmederek zikre devam etmelidir ki bu duyguyu tevhide ulaştırıp şeriklerinden kurtarsın.

Başka bir duyguya bakalım: Kendini koruma ve muhafaza etme duygusu…

Her insanda kuvvetli bir şekilde cereyan eder. Kendisini koruyan, muhafaza eden hakikatte Hâfız olan Allah iken, sebeplerde takılıp kalıp kendisini muhafaza edenin Allah değil de sebepler olduğunu zannetmek bu duygunun şirkidir. Kul elbette sebeplere yapışmalıdır; fakat neticeyi Allah’tan bilmelidir. Kulu koruyan, sebepler perdesi arkasında iş gören Hâfız olan Allah’tır. Bu duygunun tevhidi, koruyan ve muhafaza edenin ancak Allah olduğunu bilmektir. Bu duygu şirke düşüp sebeplerde takılan kimse, lâ ilâhe illallah diyerek lâ hâfize illâ Hû mânâsını fehmetmelidir ki bu duyguyu şeriklerden kurtarıp tevhid-i hakikîye ulaştırsın.

Başka bir duyguya bakalım: İnsan izzet ve şeref sahibi olmak ister. Bu duygu da insanda kuvvetli bir şekilde hükmeder. İnsan şerefi ve izzeti Allah’tan ve İslâm’dan başka bir yerde ararsa, bu duygunun şirki olur. Tevhidi ise وَلِلّٰهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ  âyetinin sırrıyla, izzet ve şerefin ancak Allah’a, Resûlü’ne ve mü’minlere ait olduğunu bilmektir. Bu duygu şirke düştüğünde, yani kişi izzeti Allah’ta, Resûlü’nde ve mü’minlerin yanında aramayıp başka yerlerde aradığında, lâ ilâhe illallah kılıcını almalı ve lâ mu’izz e illâ Hû mânâsıyla, izzet verenin ancak Allah olduğunu bilerek zikre başlamalıdır; tâ ki o zikirle bu duyguyu tevhide ulaştırıp şirkten korusun.

Başka bir duyguya bakalım: Sahiplenme duygusu… İnsan Mâlik-i Hakikî’den gaflet edip “benim malım, benim mülküm” der. İşte bu duygunun şirki de budur. Malın hakikî sahibini unutmuş, kendisine emanet verilen eşyayı kendisinin zannetmiştir. Üstadımız ne demişti: “Her hassenin ayrı ayrı tevhidleri ve onlara münasip şerikleri vardır.” İşte bu duygunun tevhidi lâ mâlike illâ Hûdur. Lâ ilâhe illallah diyen bir zâkir, Allah kelimesinin câmiiyeti altında bu mânâyı da kasteder.

Başka bir duyguya bakalım: İnsan bazen sıkıntılar içinde kalır, kendisine bazı hayır kapılarının açılmasını umut eder. Kapıları açıp maksuda ulaştıranın Allah olduğundan gaflet edip sebep perdelerinde takılır, onlara haddinden fazla umut ve bel bağlar. Üstadımızın dediği gibi, her hassenin ayrı ayrı tevhidleri ve şerikleri vardır. İşte bu umut duygusunun şirki de budur. Bu duygunun tevhidi lâ fettâhe illâ Hûdur. Lâ ilâhe illallah diyen bir zâkir, Allah kelimesinin mânâsındaki câmiiyet ile hayır kapılarını açanın ancak Allah olduğunu kasteder.

İşte Efendimiz (s.a.v.)’in “Efdalü’z-zikri lâ ilâhe illallah” yani “Zikrin en faziletlisi ‘lâ ilâhe illallah’ zikridir.” (Tirmizî, Daavât 9) buyurması bu cihettendir. Zira bu öyle bir zikirdir ki içinde esmâ-i İlâhiyye adedince tevhidler vardır.

İşte kardeşlerim, biz bazı duygulardan, onların ayrı ayrı tevhidlerinden ve şeriklerinden bahsettik. Bunlar gibi aklın, gözün, kulağın, dilin ve bütün âzâların da ayrı ayrı tevhidleri ve şerikleri vardır.

Rabbimiz, evvelâ zikrin en faziletlisi olan lâ ilâhe illallah kelime-i tevhidini dilimize yerleştirsin. Öyle ki dilimiz bir an bile bu zikirden gafil olmasın, daima bu zikr-i İlâhî ile ıslak kalsın. O âzâ ve duygulara musallat olan şerikleri, tevhidin kılıcıyla kesip atmayı ve bütün âzâ ve duygularımızda hakikî tevhide ulaşmayı bizlere nasip eylesin.

📥 PDF İndir
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Sonraki Konu Dünyanın lezzetleri, zevkleri ve ziynetleri; Hâlık’ımızı, Mâlik’imizi ve Mevla’mızı bilmediğimiz takdirde cennet olsa bile cehennemdir.

İlgili Konular

Hubab

Maddiyattan olmayan, bilhâssa mahiyetleri mütebayin(mahiyetleri birbirine zıt) olan bir çoklukta tasarruf eden bir zâtın…

Hubab

Cenab-ı Hakk’ın sana in’am ettiği vücud ile vücuda lazım olan şeyler temlik suretiyle değildir.

Hubab

Dünyanın lezzetleri, zevkleri ve ziynetleri; Hâlık’ımızı, Mâlik’imizi ve Mevla’mızı bilmediğimiz takdirde cennet olsa bile cehennemdir.

Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Hubab içerikleri
  • Kelime-i tevhidin tekrar ile zikrine devam etmek, kalbi pek çok şeylerle bağlayan bağları, ipleri kırmak içindir.
  • Dünyanın lezzetleri, zevkleri ve ziynetleri; Hâlık’ımızı, Mâlik’imizi ve Mevla’mızı bilmediğimiz takdirde cennet olsa bile cehennemdir.
  • Cenab-ı Hakk’ın sana in’am ettiği vücud ile vücuda lazım olan şeyler temlik suretiyle değildir.
  • Maddiyattan olmayan, bilhâssa mahiyetleri mütebayin(mahiyetleri birbirine zıt) olan bir çoklukta tasarruf eden bir zâtın…

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Son Yazılar
  • Kur’ân, münafıkları neden isim isim ifşa etmez?
  • Kalp nedir?
  • Hidayet-i İlahî, bir burak olup mü’minlere gönderilmiştir.
  • Müfessirler neden farklı konuşuyor?
  • اِنَّ ile hükmün tahkiki
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.