Close Menu
Risale-i Nur
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

Mülk Suresinde ölümün hayattan önce zikredilişi

Ağustos 23, 2026

Beşinci Reşha: Arkadaş! Şu zat-ı nurani (asm) mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm bak

Ağustos 23, 2026

Dördüncü Hastalık: “Sû-i zan”dır.

Ağustos 22, 2026

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Risale-i Nur
Facebook X (Twitter) Instagram
Pazar, Ağustos 23
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Risale-i Nur
Ana Sayfa»Mesnevî-i Nuriye»Lem’alar Risalesi
Mesnevî-i NuriyeLem’alar Risalesi

22- Kezalik mevcudat, vücuduyla Vâcibü’l-vücud’un vücub-u vücuduna ve ölüm ve zevaliyle, teceddüdî

21 0
By Nur Divanı on Mayıs 28, 2026 Lem’alar Risalesi

Kezalik mevcudat, vücuduyla Vâcibü’l-vücud’un vücub-u vücuduna ve ölüm ve zevaliyle, teceddüdî bir teselsül ile yerlerine gelen emsali, Sâni’in ezelî ve ebedî vâhidiyetine şehadet ediyorlar.

Evet, leyl ve neharın ihtilafı, fusul-i erbaanın tahavvülü ve unsurların tebeddülü hengâmlarında meydana çıkan şu güzel mevcudat ve bu latîf masnuatta devamla cereyan eden mübadele ve devir ve teslim muamelesi kat’î bir şehadetle sermedî, âlî, daimü’t-tecelli bir Sahib-i Cemal’in vücuduna ve bekasına ve vahdetine şehadet eden kat’î bir bürhandır.

Ve keza senevî inkılablarda, müsebbebat ile esbabın birlikte ölüm ve zevali ve sonradan ikisinin yine birlikte iadeleri, esbabın da müsebbebat gibi âciz masnû ve mahluklardan olduğuna delâlet ettiği gibi; bu masnuat ve mevcudatın, bir Zat-ı Vâhid’in müteceddid bir sanatı olduğuna da şehadet eder.

“Mevcudat, vücuduyla Vâcibü’l-vücud’un vücub-u vücuduna…”

Yani varlıklar, var olmalarıyla Vâcibü’l-vücud olan Allah’ın varlığının zorunlu olduğuna delildir. Çünkü mümkün varlıklar kendi kendine var olamaz. Bir çiçek, bir insan, bir yıldız, bir kuş kendi varlığını kendisi veremez. Varlığı başkasından alan her şey, varlığı kendinden olan bir Zât’a muhtaçtır. İşte o Zât, Vâcibü’l-vücud olan Allah’tır.

Ölüm ve zevaliyle, teceddüdî bir teselsül ile yerlerine gelen emsali, Sâni’in ezelî ve ebedî vâhidiyetine şehadet ediyorlar.

Varlıkların ölmesi, solması, dağılması ve kaybolması ilk bakışta yokluk gibi görünür. Fakat Üstad burada daha derin bir noktayı gösteriyor: Mahlûkat gider, fakat yaratma fiili devam eder. Bir yaprak düşer, yerine yenisi gelir. Bir çiçek solar, baharda emsali açar. Bir nesil gider, ardından başka nesil gelir. Demek fani olan mahlûktur; bâkî olan, onları sürekli yenileyen Sâni’dir.

Teceddüdî teselsül, yenilenerek devam eden silsile demektir. Mesela gece gider gündüz gelir; kış gider bahar gelir; bir nesil ölür başka nesil doğar; bir meyve çürür, yeni meyveler çıkar. Bu sürekli yenilenme, tesadüfî bir akış değil, aynı sanatın tekrar tekrar tazelenmesidir.

Bu yenilenme gösterir ki sanat değişiyor ama Sanatkâr değişmiyor. Varlıklar gelip gidiyor ama onları yaratan Zât bâkî kalıyor. Her gelen varlık aynı sanat dilini, aynı kudret mührünü, aynı hikmet ölçüsünü taşıyor. Demek yapan birdir, sanatı süreklidir, hükmü devamlıdır.

Evet, leyl ve neharın ihtilafı, fusul-i erbaanın tahavvülü ve unsurların tebeddülü hengâmlarında

Leyl ve nehar, gece ve gündüz demektir. Gece ile gündüzün ardı ardına gelişi büyük bir değişimdir. Fakat bu değişim içinde hayat devam eder. Gece istirahate, gündüz çalışmaya hizmet eder. Bu düzenli değişim, başıboş bir dönüş değil, hikmetli bir idaredir.

Fusul-i erbaa, dört mevsimdir. İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış sürekli değişir. Kışta ölü gibi görünen yeryüzü, baharda yeniden dirilir. Yazda kemale eren meyveler, sonbaharda toplanır. Mevsimlerin bu dönüşü, Allah’ın hem kudretini hem rahmetini hem de bekasını gösterir.

Unsurlar, hava, su, toprak, ateş/ısı gibi temel maddî unsurlardır. Bunlar sürekli değişir. Su buhar olur, bulut olur, yağmur olur, toprağa iner, bitkiye girer, meyve olur, bedene rızık olur. Unsurlar değişir ama bu değişim içinde hikmetli neticeler çıkar. Bu da unsurların kendi başına değil, bir Sâni’in emriyle çalıştığını gösterir.

Meydana çıkan şu güzel mevcudat ve bu latîf masnuatta devamla cereyan eden mübadele ve devir ve teslim muamelesi kat’î bir şehadetle sermedî, âlî, daimü’t-tecelli bir Sahib-i Cemal’in vücuduna ve bekasına ve vahdetine şehadet eden kat’î bir bürhandır.

“Şu güzel mevcudat ve bu latîf masnuat…”

Bu değişimler sırasında ortaya çıkan çiçekler, yapraklar, meyveler, kuşlar, hayvanlar ve insanlar latîf masnuat, yani ince sanatlı eserlerdir. Bunlar kaba ve rastgele meydana gelmez. Her biri ölçülü, süslü, hikmetli ve vazifeli olarak var edilir.

“Mübadele, devir ve teslim muamelesi…”

Kâinatta sürekli bir teslim-tesellüm vardır. Gece vazifeyi gündüze devreder. Kış vazifeyi bahara bırakır. Eski yapraklar gider, yenileri gelir. Bir nesil sahneden çekilir, başka nesil gelir. Bu gidiş-geliş düzensiz bir yok oluş değil, muntazam bir nöbet değişimidir.

“Sermedî, âlî, daimü’t-tecelli bir Sahib-i Cemal…”

Bu sürekli güzellik akışı, sermedî, yani ezelî ve ebedî bir Cemal sahibini gösterir. Çünkü güzellikler gelir gider; fakat güzelliği yaratan Cemal sahibi bâkîdir. Çiçek solar ama güzellik baharda yeniden gelir. Gündüz biter ama ışık tekrar doğar. İnsan ölür ama hayat yeni fertlerde devam eder.

“Senevî inkılablarda…”

Senevî inkılab, senelik değişimler demektir. Her yıl kıştan bahara, bahardan yaza, yazdan sonbahara geçilir. Bu yıllık değişimlerde hem sebepler hem neticeler beraber değişir. Mesela baharda sadece çiçekler gelmez; onlara hizmet eden yağmur, güneş, hava, toprak hareketleri de birlikte gelir.

“Müsebbebat ile esbabın birlikte ölüm ve zevali…”

Esbab, sebepler; müsebbebat, sebeplerden meydana gelen neticeler demektir. Mesela meyve müsebbebtir; ağaç, toprak, su, güneş zahirî sebeplerdir. Sonbaharda meyve de gider, yaprak da gider, bahar şartları da değişir. Yani sadece neticeler değil, sebepler de fânidir.

“Sonradan ikisinin yine birlikte iadeleri…”

Baharda hem sebepler hem neticeler yeniden gelir. Yağmur gelir, toprak canlanır, güneş tesirini gösterir, ağaç yeşerir, çiçek açar, meyve çıkar. Demek sebepler de neticeler gibi yaratılıyor, yenileniyor, gönderiliyor. Sebepler kendi kendine sahip ve fail değildir.

“Esbabın da müsebbebat gibi âciz masnû ve mahluklardan olduğuna delâlet eder…”

Üstad diyor ki: Sebepler de neticeler gibi yaratılmıştır. Ağaç meyveyi yaratamaz; çünkü ağaç da yaratılmıştır. Toprak çiçeği icat edemez; çünkü toprak da emre tâbidir. Güneş hayatı veremez; çünkü güneş de mahlûktur. Sebep de acizdir, netice de acizdir. İkisi de Allah’ın sanatıdır.

“Bir Zat-ı Vâhid’in müteceddid bir sanatı olduğuna da şehadet eder.”

Bütün bu yenilenmeler, tek bir Zât’ın sürekli tazelenen sanatıdır. Her bahar yeni bir sanat sergisi gibidir. Her sabah yeni bir sahife açılır. Her doğan canlı yeni bir ilahî mektup gibidir. Fakat üslup birdir, mühür birdir, kalem birdir. Demek sanat yenilenir; Sanatkâr birdir.

Netice

Varlıklar var olmalarıyla Allah’ın varlığını, yok olmalarıyla Allah’ın bekasını, yerlerine benzerlerinin gelmesiyle de Allah’ın birliğini gösterir. Çünkü gelenler ve gidenler değişir; fakat yaratma fiili, sanat üslubu, hikmetli düzen ve cemal tecellisi devam eder. Sebepler de neticeler gibi fânidir; öyleyse hakiki fail sebepler değil, ezelî ve ebedî olan Allah’tır.

📥 PDF İndir
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki Konu21- On İkinci Lem’a: Arkadaş! Hayat, Hâlık’ın ehadiyetine bürhan olduğu gibi mevt de devam…
Sonraki Konu 23- On Üçüncü Lem’a: Arkadaş! Zerrelerden tut seyyarelere kadar ve nakışlardan şemslere…
Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

Lem’alar Risalesi içerikleri
  • 1- Ey daire-i esbab dan zuhur eden işleri, hâdiseleri esbaba isnad eden gafil, cahil!
  • 2- Evet, Sultan-ı Ezelî’nin memurları vardır amma icraatçıları değillerdir ki saltanat ve rububiyetinde ortak olsunlar.
  • 3- Yalnız gafil ve cahil olanlar hâdiselerde ve vukuattaki hikmetleri, güzellikleri göremediklerinden…
  • 4- Hazret-i Azrail aleyhisselâm, Cenab-ı Hakk’a demiş ki: Kabz-ı ervah vazifesinde…
  • 5- Arkadaş! Tevhid iki çeşit olur: Birisi âmiyane tevhiddir ki: “Allah’ın şeriki yok ve…
  • 6- Birinci Lem’a: Bakınız! Her bir masnuun yüzünde öyle bir sikke vardır ki ancak her şeyi halk eden…
  • 7- İkinci Lem’a: Sayısız hâtemlerden canlı mahlukata vaz’edilen hayat hâtemine bakınız!
  • 8- Üçüncü Lem’a: Cenab-ı Hakk’ın canlı mahlukata bastığı hayat hâteminin gayr-ı mütenahî…
  • 9- Dördüncü Lem’a: Bir kitap el yazısıyla yazılırsa yalnız bir adama ve bir kaleme ihtiyaç vardır.
  • 10- Beşinci Lem’a: Bir kitapta yazılı bir harf, yalnız bir cihetle kendisini gösterir ve kendisine delâlet eder.
  • 11- Altıncı Lem’a: Cenab-ı Hak, bütün cüz ve cüz’îlerde sikke-i mahsusasını ve bütün küll ve küllîlerde
  • 12- Ayetinin işaret ettiği ihya ve nefh-i ruh keyfiyetindeki hâtem-i İlahîye bakınız ki…
  • 13- Hülâsa: Sath-ı arzda altı ay zarfında, beşerin haşrini temsil eden o sayısız haşir ve neşirlerde görünen
  • 14- Yedinci Lem’a: Bakınız! Aktar-ı semavat ve arz sahifeleri üstünde hâtem-i ehadiyet göründüğü…
  • 15- Sekizinci Lem’a Gıda olarak mahlukata, bilhassa hayvanata taksim edilen rızıklara dikkat lâzımdır ki…
  • 16- Dokuzuncu Lem’a: Bakınız! Âlem-i arz ve bütün cüz’iyat üstünde hâtem-i ehadiyet bulunduğu gibi…
  • 17- Onuncu Lem’a: Arkadaş! Hayat ve ihya ve zevi’l-hayat ile her bir cüz ve cüz’îye ve her bir küll ve küllîye…
  • 18- Tek bir semere ile semeredar şecerenin yaratılışlarındaki suubet ve suhulet birdir.
  • 19- On Birinci Lem’a: Arkadaş! Bir nev’in efradı arasındaki tevafuk ve bir cinsin envaı arasında…
  • 20- Kezalik inşa ve icadlarda görünen şu suhulet-i mutlaka, bütün mevcudatın bir Sâni’-i Vâhid’in…
  • 21- On İkinci Lem’a: Arkadaş! Hayat, Hâlık’ın ehadiyetine bürhan olduğu gibi mevt de devam…
  • 22- Kezalik mevcudat, vücuduyla Vâcibü’l-vücud’un vücub-u vücuduna ve ölüm ve zevaliyle, teceddüdî
  • 23- On Üçüncü Lem’a: Arkadaş! Zerrelerden tut seyyarelere kadar ve nakışlardan şemslere…
  • 24- On Dördüncü Lem’a: Arkadaş! Mevcudat, Cenab-ı Hakk’ın vücub-u vücud ve vahdetine…
  • 25- Zira, eserin kemali bilmüşahede fiilin kemaline, fiilin kemali bilbedahe ismin kemaline…
  • 26- Binaenaleyh bir kasrın ve bir sarayın nukuş ve tezyinatındaki mükemmeliyet sâni’ ve mühendisin
Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.
Son Yazılar
  • Mülk Suresinde ölümün hayattan önce zikredilişi Ağustos 23, 2026
  • Beşinci Reşha: Arkadaş! Şu zat-ı nurani (asm) mürşid-i imanî, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm bak Ağustos 23, 2026
  • Dördüncü Hastalık: “Sû-i zan”dır. Ağustos 22, 2026
  • Onuncu Deva Ağustos 18, 2026
  • Üçüncü Hastalık: “Gurur”dur. Ağustos 14, 2026
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.