Close Menu
Risale-i Nur
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Son Eklenenler

13- Şu görünen âlem, İlahî bir dükkân ve bir mahzendir.

Eylül 12, 2026

12- Sen kendi vücudunu yapmaya kādir değilsin. Ve elin onu icad etmekten kāsırdır.

Eylül 11, 2026

11- Nefs-i nâtıkanın en yüksek matlubu devam ve bekadır.

Eylül 8, 2026

Nur Divanı, Risale-i Nur’u sadece okumak için değil; anlamak, hazmetmek ve hayata taşımak için kurulmuş bir izah platformudur. “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” Bu sebeple metinler; şerh ve izahlarla açılır, mânânın zihne ve kalbe yerleşmesi hedeflenir.

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube TikTok
Facebook Instagram YouTube X (Twitter) TikTok
Risale-i Nur
Facebook X (Twitter) Instagram
Cumartesi, Eylül 12
  • Ana Sayfa
  • Risale-i Nur
    • Risale-i Nur Cümle İzahı
    • Risale-i Nur Video
    • Risale-i Nur Kavram
    • Bediüzzaman Hakkında Sorular
    • Risale-i Nur Dinle
  • Hadis-i Şerif
    • Hadis-i Şerif Video
  • Kur’an’ı Kerim
    • Kur’an’dan İnciler
    • Kur’an Tefsiri Video
  • Ehl-i Sünnet İtikadı
  • Sorular Cevaplar
  • İz Bırakanlar
  • Tefekkür Damlaları
  • Dualar
Risale-i Nur
Ana Sayfa»İz Bırakanlar
İz Bırakanlar

Resûlullah (s.a.v)’i evinde ağırlayan sahabi

6 0
By Nur Divanı on Ağustos 27, 2026 İz Bırakanlar

Resûlullah (s.a.v)’i evinde ağırlayan sahabi: Ebû Eyyûb el-Ensârî:

Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin (r.a.) asıl adı Hâlid b. Zeyd b. Küleyb’dir. Medineli Ensar’ın Neccâroğulları kolundandır. Onu ümmet içinde unutulmaz kılan en büyük şereflerden biri, hicret sırasında Resûlullah’ın (s.a.v.) Medine’de onun evinde misafir olmasıdır.

Bütün Medine Onu Evinde Misafir Etmek İstiyordu

Resûlullah (s.a.v.) Medine’ye geldiğinde Ensar büyük bir heyecan içindeydi. Herkes Allah Resûlü’nü kendi evinde misafir etmek istiyor, önüne çıkıp:

“Yâ Resûlallah! Bizde kal. Evimiz, imkânımız senin hizmetindedir.” diyordu.

Fakat Resûlullah (s.a.v.) devesini serbest bırakarak:“Bırakın onu; o ne yapacağını bilir.” buyuruyordu.

Deve ilerledikçe bütün gözler onu takip ediyordu. Hangi evin önünden geçse o evin sahipleri mahzun oluyor, herkes devenin nerede çökeceğini merak ediyordu.

Resûlullah (s.a.v)'i evinde ağırlayan sahabi

Deve Ebû Eyyûb’un Evinin Önünde Çöktü

Nihayet deve, Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin evinin karşısındaki boş arsada çöktü. Bir müddet sonra kalkıp biraz ilerledi; ardından dönerek aynı yere tekrar çöktü.

İşte o an Ebû Eyyûb’un hayatının en büyük sevinçlerinden biri başladı.

Koşarak Resûlullah’ı karşıladı, eşyalarını aldı ve evine götürdü. O eşyaları taşırken sanki omuzlarında dünyanın bütün hazinelerini taşıyordu.

Çünkü onun için asıl hazine, Resûlullah’ın kendi evine teşrif etmesiydi.

Ey Nefsim! Ensar’ın Muhabbetine Bak

Herkes Resûlullah’ı kendi evine almak için yarışıyordu. Kimse “Bana yük olur mu?” diye düşünmüyordu. Herkes “Bu şeref bana nasip olur mu?” diyordu.

Ey nefsim! Sen Allah yolundaki küçük bir hizmeti bile bazen yük görüyorsun. Onlar ise Resûlullah’a hizmet etmeyi nimetlerin en büyüğü biliyorlardı.

“Biz Yukarıda, Resûlullah Aşağıda Olur mu?”

Ebû Eyyûb’un evi iki katlıydı. Resûlullah (s.a.v.), ziyaretçilerin gelip gitmesinin daha kolay olması sebebiyle alt katta kalmayı tercih etti. Ebû Eyyûb ile hanımı ise üst kata çıktılar.

Fakat gece olunca Ebû Eyyûb’un içine büyük bir sıkıntı düştü: “Biz yukarıda, Resûlullah aşağıda nasıl olur?” diye düşündü.

Üst katta yürürken ayaklarının Resûlullah’ın bulunduğu yerin üzerine gelmesinden bile rahatsız oldu. Hanımıyla birlikte odanın kenarlarından yürümeye başladılar. Geceyi huzursuz geçirdiler.

Sabah olduğunda Ebû Eyyûb: “Yâ Resûlallah! Vallahi bu gece ne benim ne de Ümmü Eyyûb’un gözüne uyku girdi.” dedi.

Resûlullah sebebini sorunca, üzerinde bulunmanın kendisini nasıl rahatsız ettiğini anlattı.

Ey Nefsim! Hürmet Böyle Bir Şeydi

Ebû Eyyûb’un hassasiyetine bak: Resûlullah’ın bulunduğu katın üzerinde yürümeye gönlü razı olmuyor. Bu sadece sevgi değildi. Sevginin hürmete dönüşmüş hâliydi.

Ey nefsim! Muhabbet sadece “seviyorum” demek değildir. Gerçek muhabbet; insanın davranışını, edebini ve hassasiyetini değiştirir.

Kırılan Bir Testi Bile Onları Telaşlandırdı

Bir gece üst katta bulunan su testisi kırıldı ve su yere döküldü. Ebû Eyyûb ile hanımı, suyun aşağıya sızıp Resûlullah’ı rahatsız etmesinden korktular.

Başka imkân bulamayınca yorgan olarak kullandıkları örtüyü suyun üzerine bastırıp suyu onunla emdirdiler.

Kendi rahatlarını değil, Resûlullah’ın rahatsız olmamasını düşünüyorlardı. Sabah Ebû Eyyûb tekrar: “Yâ Resûlallah! Bizim yukarıda, senin aşağıda bulunman bana ağır geliyor.” dedi ve hadiseyi anlattı.

Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) yukarı kata geçti, Ebû Eyyûb ve ailesi de aşağıya indi.

Ey Nefsim! Sevdiğin İçin Neden Vazgeçebiliyorsun?

Onların tek örtüsü vardı; Resûlullah rahatsız olmasın diye onu suyu emdirmek için kullandılar.

Ey nefsim! Muhabbet fedakârlık istemiyorsa sözde kalır. Allah ve Resûlü sevgisi de rahatımızdan, vaktimizden ve nefsimizin arzularından hiçbir şey eksiltmiyorsa kendimizi sorgulamamız gerekir.

Resûlullah Aylarca Onun Evinde Kaldı

Resûlullah (s.a.v.), Mescid-i Nebevî ve kendisine ait odalar yapılıncaya kadar bir müddet Ebû Eyyûb’un evinde kaldı. Daha sonra mescidin yanındaki odalarına taşındı.

Böylece Ebû Eyyûb’un misafirliği sona ermedi; bu defa Resûlullah onun komşusu oldu.

Ebû Eyyûb, Allah Resûlü’nü bütün kalbiyle sevdi. Resûlullah (s.a.v.) da onu sever, onun evine yabancı bir ev gibi değil, âdeta kendi evi gibi girip çıkardı.

Bu Hadisenin Büyük Dersi

Ebû Eyyûb’un büyüklüğü yalnızca “Resûlullah benim evimde kaldı” şerefine sahip olması değildir. Asıl büyüklüğü, o nimetin kıymetini bilmesindedir.

Medine’de pek çok ev vardı; fakat o gece Allah Resûlü Ebû Eyyûb’un kapısına geldi. Ebû Eyyûb da bu nimeti sıradanlaştırmadı. Her hareketinde sevgi, hürmet, hizmet ve fedakârlık gösterdi.

Ey Nefsim! Nimet Kapına Geldiğinde Kıymetini Bil

Bazen Allah sana bir ders meclisi nasip eder, bir hizmet kapısı açar, salih insanlarla beraberlik verir, Kur’ân ve sünneti öğrenme imkânı verir. Fakat alışınca kıymetini unutursun.

Ebû Eyyûb’un kapısına Resûlullah geldiğinde o gece uyuyamadı. Ey nefsim! Senin kapına gelen iman ve Kur’ân nimetinin heyecanını ne zaman kaybettin?

Resûlullah’ı Evinde Misafir Eden Sahabi… Peki Ya Biz?

Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin evine Resûlullah (s.a.v.) misafir olmuştu. Şimdi nefsimize şu soruyu soralım: Resûlullah bugün bizim kapımızı çalsaydı, “Bu gece sizin evinizde kalacağım.” deseydi, sevincimizden önce telaşımız mı başlardı?

Önce Neyi Saklamaya Çalışırdık?

Televizyonu kapatır mıydık? Telefonlarımızdaki bazı görüntüleri silmeye mi koşardık? Evde dinlediğimiz, izlediğimiz, konuştuğumuz bazı şeylerden utanır mıydık? Duvarlarımızda, ekranlarımızda, soframızda, dilimizde onun yanında bulunmasını istemeyeceğimiz neler var?

Ey Nefsim! Mesele Evi Temizlemek Değil

Belki birkaç dakikada evi toparlardın. Fakat ya kalbin? Gıybeti nereye saklayacaksın? Kibri hangi dolaba koyacaksın? Kırdığın kalpleri hangi odadan çıkaracaksın? Namazdaki ihmali, harama kayan gözü, dildeki sertliği nereye gizleyeceksin?

Asıl Soru Şu

Resûlullah’ın (s.a.v.) evimize gelmesi için önce evden bazı şeyleri çıkarmamız gerektiğini düşünüyorsak, onun sünnetini hayatımıza almak için neden hâlâ bekliyoruz?

Çünkü mesele, Resûlullah’ın bugün kapımızı çalması değil. Mesele şu: Onun getirdiği Kur’ân zaten evimizde. Sünneti zaten önümüzde. Onun öğrettiği helâl ve haram zaten belli.

Ebû Eyyûb, Resûlullah aşağı katta kaldığı için gece uyuyamadı. Biz ise bazen Resûlullah’ın sünnetini hayatımızın alt sıralarına koyup rahatça uyuyabiliyoruz.

Ey nefsim! “Resûlullah evime gelse neyi çıkarırdım?” diye sormadan önce şunu sor:

“Resûlullah’ın razı olmayacağını bildiğim hâlde, ben bugün hayatımda neyi hâlâ tutuyorum?”

📥 PDF İndir
Ebû Eyyûb el-Ensârî
Paylaş: Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Önceki KonuKur’ân’ın Tercümanı Abdullah İbn Abbas
Sonraki Konu Resûlullah (s.a.v)’in “Dayım” dediği büyük sahabi
Yorum Ekle
Yorum Yap Yanıtı İptal Et

İz Bırakanlar içerikleri
  • Ümmetin emini Ebu Ubeyde b. Cerrah (r.a)
  • Bahanelerin Bittiği Yer: Ümmü Mektûm
  • Ölümün Kara Sevdalısı Enes bin Nadr
  • Bir Devenin Yularında Gizlenen Şeref: Ömerî Bir Duruş
  • Kesik uzuvların şehadeti Abdullah bin Cahş (r.a)
  • Bırakın dilini keseyim!
  • Nurlu bir karanlığın feryadı: “Ya Rabbi mazeretimi kabul et!”
  • Acıyı dişiyle ısıran sadakat Ebû Ubeyde bin Cerrâh
  • Makamdan vazgeçen, davadan vazgeçmeyen yiğit Halid bin Velid (r.a.)
  • Uzza’nın kül oluşu, Halid’in gözyaşı
  • Yırtık bir sarıkta saklı hazine: Bir saç telinin bereketi
  • Kabri kılıçla kazılan yiğit: Seyfullah’ın son vasiyeti
  • Hz. Ebû Bekir ve hakikat uğruna çiğnenen yüz
  • Sevr’in karanlığında bir can siperi
  • Sıddık’ın aynasında kendi “ama”larımızı görmek
  • Hz. Ebû Bekir (r.a.) bir lokmanın imtihanı
  • Sıddıkiyet, zamanı aşkla genişletmektir
  • Hayırda geçilmez olmanın sırrı
  • Ömer gibi değiştiren mi olacaksın, yoksa değişen mi?
  • Ölüm bahçesine düşen yıldırım! Berâ bin Mâlik
  • Hz. Ömer’in (r.a) putlaştırılmış korkuları yıkan yürüyüşü
  • Minberde hesap veren halife!
  • Hz. Osman’ın “Hayır” Diyen İhlası
  • Hz. Osman’ın ticareti; Bire yediyüz veren var!
  • Hicret gecesi ölüm uykusunda bir kahraman!
  • Hayber’i titreten isim: Hz. Ali (r.a.)
  • Hz. Ali neden kendi zırhını zorla almadı?
  • Sıddık-ı Ekber’in kılıcı, ümmetin dirilişi
  • Sadaka konuşur
  • Üstünlük renkle değil, takvayladır
  • Hatib b. Ebî Beltea’nın Mektubu
  • Kürek kemiği hariç hepsi bizim oldu: Veren kazandı, tutan kaybetti
  • Abdurrahman b. Avf gibi veremiyorsan sus!
  • Kur’ân’ı açıktan okuyan yiğit sahabi
  • Beni hasta eden tabibdir
  • Hazret-i Ömer’in öptüğü baş
  • Habbab’ın ateşi, bizim bahanelerimiz
  • İbn Abbas Haricîlerin Karşısında
  • Kur’ân’ın Tercümanı Abdullah İbn Abbas
  • Resûlullah (s.a.v)’i evinde ağırlayan sahabi
  • Resûlullah (s.a.v)’in “Dayım” dediği büyük sahabi
Nur Divanı, Risale-i Nur’u yalnızca satırlarda bırakmak için değil; mânâsına nüfuz etmek, hakikatlerini kavramak için hazırlanmış bir izah platformudur.

Bir eser ne kadar kıymetli olursa olsun, doğru anlaşılmadığında hakikati okuyucuya tam olarak ulaşmayabilir. Bu anlayışla Risale-i Nur’un derin mânâları; şerhler, izahlar ve açıklamalarla daha anlaşılır hâle getirilir.
Son Yazılar
  • 13- Şu görünen âlem, İlahî bir dükkân ve bir mahzendir. Eylül 12, 2026
  • 12- Sen kendi vücudunu yapmaya kādir değilsin. Ve elin onu icad etmekten kāsırdır. Eylül 11, 2026
  • 11- Nefs-i nâtıkanın en yüksek matlubu devam ve bekadır. Eylül 8, 2026
  • 10- Halk-ı eşya hakkında “mûcibe-i külliye” sadık olmadığı takdirde “sâlibe-i külliye” sadık olur. Eylül 8, 2026
  • 16- Eğer takva ve amel-i salih ile Hâlık’ını razı etti isen halkın rızasını tahsile lüzum yoktur, o kâfidir. Eylül 7, 2026
Risale-i Nur Cümle İzahları
  • Risale-i Nur
  • Sözler
  • Lem’alar
  • Mektubat
  • Şualar
  • Mesnevî-i Nuriye
  • Risale-i Nur Dinle
  • Risale-i Nur Kavramlar
Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
© 2026 Feyyaz Medresem - Maddi çıkar gözetilmemesi şartıyla tüm içeriği kaynak göstererek paylaşabilirsiniz.
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • RİSALE OKU

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.