Resûlullah (s.a.v)’i evinde ağırlayan sahabi: Ebû Eyyûb el-Ensârî:
Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin (r.a.) asıl adı Hâlid b. Zeyd b. Küleyb’dir. Medineli Ensar’ın Neccâroğulları kolundandır. Onu ümmet içinde unutulmaz kılan en büyük şereflerden biri, hicret sırasında Resûlullah’ın (s.a.v.) Medine’de onun evinde misafir olmasıdır.
Bütün Medine Onu Evinde Misafir Etmek İstiyordu
Resûlullah (s.a.v.) Medine’ye geldiğinde Ensar büyük bir heyecan içindeydi. Herkes Allah Resûlü’nü kendi evinde misafir etmek istiyor, önüne çıkıp:
“Yâ Resûlallah! Bizde kal. Evimiz, imkânımız senin hizmetindedir.” diyordu.
Fakat Resûlullah (s.a.v.) devesini serbest bırakarak:“Bırakın onu; o ne yapacağını bilir.” buyuruyordu.
Deve ilerledikçe bütün gözler onu takip ediyordu. Hangi evin önünden geçse o evin sahipleri mahzun oluyor, herkes devenin nerede çökeceğini merak ediyordu.

Deve Ebû Eyyûb’un Evinin Önünde Çöktü
Nihayet deve, Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin evinin karşısındaki boş arsada çöktü. Bir müddet sonra kalkıp biraz ilerledi; ardından dönerek aynı yere tekrar çöktü.
İşte o an Ebû Eyyûb’un hayatının en büyük sevinçlerinden biri başladı.
Koşarak Resûlullah’ı karşıladı, eşyalarını aldı ve evine götürdü. O eşyaları taşırken sanki omuzlarında dünyanın bütün hazinelerini taşıyordu.
Çünkü onun için asıl hazine, Resûlullah’ın kendi evine teşrif etmesiydi.
Ey Nefsim! Ensar’ın Muhabbetine Bak
Herkes Resûlullah’ı kendi evine almak için yarışıyordu. Kimse “Bana yük olur mu?” diye düşünmüyordu. Herkes “Bu şeref bana nasip olur mu?” diyordu.
Ey nefsim! Sen Allah yolundaki küçük bir hizmeti bile bazen yük görüyorsun. Onlar ise Resûlullah’a hizmet etmeyi nimetlerin en büyüğü biliyorlardı.
“Biz Yukarıda, Resûlullah Aşağıda Olur mu?”
Ebû Eyyûb’un evi iki katlıydı. Resûlullah (s.a.v.), ziyaretçilerin gelip gitmesinin daha kolay olması sebebiyle alt katta kalmayı tercih etti. Ebû Eyyûb ile hanımı ise üst kata çıktılar.
Fakat gece olunca Ebû Eyyûb’un içine büyük bir sıkıntı düştü: “Biz yukarıda, Resûlullah aşağıda nasıl olur?” diye düşündü.
Üst katta yürürken ayaklarının Resûlullah’ın bulunduğu yerin üzerine gelmesinden bile rahatsız oldu. Hanımıyla birlikte odanın kenarlarından yürümeye başladılar. Geceyi huzursuz geçirdiler.
Sabah olduğunda Ebû Eyyûb: “Yâ Resûlallah! Vallahi bu gece ne benim ne de Ümmü Eyyûb’un gözüne uyku girdi.” dedi.
Resûlullah sebebini sorunca, üzerinde bulunmanın kendisini nasıl rahatsız ettiğini anlattı.
Ey Nefsim! Hürmet Böyle Bir Şeydi
Ebû Eyyûb’un hassasiyetine bak: Resûlullah’ın bulunduğu katın üzerinde yürümeye gönlü razı olmuyor. Bu sadece sevgi değildi. Sevginin hürmete dönüşmüş hâliydi.
Ey nefsim! Muhabbet sadece “seviyorum” demek değildir. Gerçek muhabbet; insanın davranışını, edebini ve hassasiyetini değiştirir.
Kırılan Bir Testi Bile Onları Telaşlandırdı
Bir gece üst katta bulunan su testisi kırıldı ve su yere döküldü. Ebû Eyyûb ile hanımı, suyun aşağıya sızıp Resûlullah’ı rahatsız etmesinden korktular.
Başka imkân bulamayınca yorgan olarak kullandıkları örtüyü suyun üzerine bastırıp suyu onunla emdirdiler.
Kendi rahatlarını değil, Resûlullah’ın rahatsız olmamasını düşünüyorlardı. Sabah Ebû Eyyûb tekrar: “Yâ Resûlallah! Bizim yukarıda, senin aşağıda bulunman bana ağır geliyor.” dedi ve hadiseyi anlattı.
Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) yukarı kata geçti, Ebû Eyyûb ve ailesi de aşağıya indi.
Ey Nefsim! Sevdiğin İçin Neden Vazgeçebiliyorsun?
Onların tek örtüsü vardı; Resûlullah rahatsız olmasın diye onu suyu emdirmek için kullandılar.
Ey nefsim! Muhabbet fedakârlık istemiyorsa sözde kalır. Allah ve Resûlü sevgisi de rahatımızdan, vaktimizden ve nefsimizin arzularından hiçbir şey eksiltmiyorsa kendimizi sorgulamamız gerekir.
Resûlullah Aylarca Onun Evinde Kaldı
Resûlullah (s.a.v.), Mescid-i Nebevî ve kendisine ait odalar yapılıncaya kadar bir müddet Ebû Eyyûb’un evinde kaldı. Daha sonra mescidin yanındaki odalarına taşındı.
Böylece Ebû Eyyûb’un misafirliği sona ermedi; bu defa Resûlullah onun komşusu oldu.
Ebû Eyyûb, Allah Resûlü’nü bütün kalbiyle sevdi. Resûlullah (s.a.v.) da onu sever, onun evine yabancı bir ev gibi değil, âdeta kendi evi gibi girip çıkardı.
Bu Hadisenin Büyük Dersi
Ebû Eyyûb’un büyüklüğü yalnızca “Resûlullah benim evimde kaldı” şerefine sahip olması değildir. Asıl büyüklüğü, o nimetin kıymetini bilmesindedir.
Medine’de pek çok ev vardı; fakat o gece Allah Resûlü Ebû Eyyûb’un kapısına geldi. Ebû Eyyûb da bu nimeti sıradanlaştırmadı. Her hareketinde sevgi, hürmet, hizmet ve fedakârlık gösterdi.
Ey Nefsim! Nimet Kapına Geldiğinde Kıymetini Bil
Bazen Allah sana bir ders meclisi nasip eder, bir hizmet kapısı açar, salih insanlarla beraberlik verir, Kur’ân ve sünneti öğrenme imkânı verir. Fakat alışınca kıymetini unutursun.
Ebû Eyyûb’un kapısına Resûlullah geldiğinde o gece uyuyamadı. Ey nefsim! Senin kapına gelen iman ve Kur’ân nimetinin heyecanını ne zaman kaybettin?
Resûlullah’ı Evinde Misafir Eden Sahabi… Peki Ya Biz?
Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin evine Resûlullah (s.a.v.) misafir olmuştu. Şimdi nefsimize şu soruyu soralım: Resûlullah bugün bizim kapımızı çalsaydı, “Bu gece sizin evinizde kalacağım.” deseydi, sevincimizden önce telaşımız mı başlardı?
Önce Neyi Saklamaya Çalışırdık?
Televizyonu kapatır mıydık? Telefonlarımızdaki bazı görüntüleri silmeye mi koşardık? Evde dinlediğimiz, izlediğimiz, konuştuğumuz bazı şeylerden utanır mıydık? Duvarlarımızda, ekranlarımızda, soframızda, dilimizde onun yanında bulunmasını istemeyeceğimiz neler var?
Ey Nefsim! Mesele Evi Temizlemek Değil
Belki birkaç dakikada evi toparlardın. Fakat ya kalbin? Gıybeti nereye saklayacaksın? Kibri hangi dolaba koyacaksın? Kırdığın kalpleri hangi odadan çıkaracaksın? Namazdaki ihmali, harama kayan gözü, dildeki sertliği nereye gizleyeceksin?
Asıl Soru Şu
Resûlullah’ın (s.a.v.) evimize gelmesi için önce evden bazı şeyleri çıkarmamız gerektiğini düşünüyorsak, onun sünnetini hayatımıza almak için neden hâlâ bekliyoruz?
Çünkü mesele, Resûlullah’ın bugün kapımızı çalması değil. Mesele şu: Onun getirdiği Kur’ân zaten evimizde. Sünneti zaten önümüzde. Onun öğrettiği helâl ve haram zaten belli.
Ebû Eyyûb, Resûlullah aşağı katta kaldığı için gece uyuyamadı. Biz ise bazen Resûlullah’ın sünnetini hayatımızın alt sıralarına koyup rahatça uyuyabiliyoruz.
Ey nefsim! “Resûlullah evime gelse neyi çıkarırdım?” diye sormadan önce şunu sor:
“Resûlullah’ın razı olmayacağını bildiğim hâlde, ben bugün hayatımda neyi hâlâ tutuyorum?”